Yine İsmail Kılıçarslan Kardeşim ve Anlam kargaşası üzerine...
Ah İslamoğlu Ahhh
Bu başlığın altını dolduracak olsam, belki haftalar belki aylar süren yazılar yazmam gerekebilirdi. Ancak bunun yersiz ve Amacına uygun sonuçlar doğurmayacağını bildiğim için beyhude uğraş sayıyor girmiyorum.
Bırakın bir başkasını kendimizi eleştirmeye kalksak neler neler bulur, hangi tarafımız doğruki eleştirisiyle neler neler dökülmezmiydi dilimizden? Deveye gerçekten sormuşlarmı bilmem ancak görebildiğim hiçbir yerinin doğru durmadığı yönünde. Hatasız, yanlışsız, yamuk yumuk olmayanımız mı var. Ayna kullanmayı adet haline getirmişiz saçımız başımız için, kim nerede yanlış yapıyorum ben diye bakmış namazlardan sonra kaldırdığı ellerine.
İsmail Kılıçarslan kardeşimi yakından takip ederim kendisi de dostlarımda bilir sıkça örnekler verir dilini ve üslubunu methiyelerle anarım hoş sohbet toplantılarımda. Elbette fikir ve Dünya görüşü açısından farklı ve tezat anlayışları besliyor olmam buna engel teşkil etmez. Göz önünde duranlar daha bi incelenir ve daha bi büyüteç altında tutulur da gayrısı bu kadar meze yapılmaz sohbetin ardı sıra. Gerek İslamoğlu gerekse Kılıçarslan Kardeşimiz göz önünde duranlar olmaları hasabiyle ne dedikleri ve ne demedikleri enine boyuna konu edilir, kimi görüşleri beğeni toplarken kimi görüşleri eleştiriye açık hatta hakarete dahi açık hale gelir malesef. Toplumların aynı düşünmeyenleri olarak malesef farklılıklara açık, fikirleri bizim gibi olmayanlarla barışık değiliz. Kapalı toplumlar diye adlandırdıkları bölgelerde bu tür handikaplarla karşılaşıyor olmamız doğal belkide. Sabredeceğiz hep birlikte akıl sahipleri olarak, dengeli davranışlar sergileyeceğiz tüm olumsuzluklara rağmen örneklik teşkil etmekse maksadı ilahimiz.
Kimsenin tekelinde değil !
Ne sen ne bir başkası Temsil etmiyor Hakikati, Allahın halifesi fikrine inanmıyorsanız. Ki ben yeryüzünün Halifesi olduğumuz konusunda iman besleyen kardeşlerinizdenim. Beyan edebilir, görüş (meshep) belirtebiliriz. Fikrimizi delilleriyle açık edip bilinmesini temenli edebiliriz elbette.
Kırıp dökmek, basıp ezmekte neyin nesi !
Kuran-ı Kerim de düşündünüzmü bilmem Allah'ın bir üslubu göze çarpıyor "Dileyen İman etsin, Dileyen İnkar etsin" (Kehf suresi 29) Bu ne var dediğinizi duyar gibiyim. Bunu bir İnsandan duysanız belki önem atfetmez üzerinde durmaya bilirsiniz arkadaşlar ancak bunu bildiren haber veren Mutlak Varedici Allahımız olunca biraz üzerinde düşünmek gerekir. Sonuçları itibarı ile Kendi Hükümranlığı alanında Herşeyin Tek sahibi, Otorite sahibi bunu söylüyorsa mesele başka boyutlara taşabilir. Bizler evlerimizde dahi cocuklarımıza bu özgürlüğü tanımazken, Eşlerimizle olan Münasebetlerimizde bu özgürlük alanından mahrum iken, İş yerlerimizde iş arkadaşlarımızla olan diyaloklarda bu denli hoşgörü barındarmazken Yüce Var edici Rabbimiz ( Sahibimiz) Çerçeveyi ne kadar geniş tuttuğunu görebiliyormuyuz. Yine Sen "Kötülüğü en güzel bir biçimde savuştur"( Fussilet 34 ) şeklindeki hitaba muhataplar olarak bizler nasıl davrandığımıza bakmalı değilmiyiz?
"Olmak yada olmamak işte tüm mesele bu"
Sosyal medya kullanıcılarının duyarlı büyük kısmının sorunu bu olsa gerek. Benim de özelde karşılaştığım en büyük sorunlardan biri bu mesele arkadaşlar. Varlığımızın bi anlamı varmı? etkisi nedir? bize doğurduğu sonuçlar açısından terketmek mi daha faydalı? yokluğumuzda yerimizi dolduracak fikirlerin etki alanlarına ulaşması sonrasında bize ne gibi sorumluluk alanları oluşturacak ? zindanından çıkabilmiş değilim.
Bendeniz İsmail Kılıçarslan kardeşime akıl verecek yada meseleyi izah edecek konumda-seviyede elbette değilim. Yazıyı okuduktan sonra bu fikirleri özelde yazının içeriği açısından genelde ümmetin sorunları çözme kabiliyeti açısından sizlerle paylaşmak istedim. Eski alışkanlıkları bir türlü bırakmayan bırakmak ta istemeyen çoğunluğa inat, durup dinleyip kişileri değil düşünceleri eleştirmekten yana tavır alan birilerine destek, karşısındaki fikir ve kaba kuvvete köstek olmak hiç değilse dil (dilinizle) uzatmak isteği taşıyorum.
İki kızım da İHL ne gidiyor gittiler, Şikayetlerim elbette var dost sohbetlerinde paylaşıyorum. Sorunu ulu orta kimseyle paylaşma niyetinde de olmadım. Ben yükseklerde tanıdığı olmayanlardanım olsa idim onlarla özel sohbetlerde sıkıntılarımı konuşur çözümüne katkı sunup sunamayacaklarını mütala ederdim. Kime ne yetiştiriyoruz sorusu kimiz ve ne yapıyoruz la doğru ilişkili bir konu olsa gerek. Elbette herkesin bu yeryüzünde ideal besleme büyütme ve hayata sunma hakkı mevcut, kırmadan yıkmadan dökmeden. İslamoğlunun Yürek devletinde dediği gibi belki, yada İsmail kardeşimin hepimiz insani hislerimizi yaşatma hakkına sahibiz tv proğramlarında paylaştığı gibi. Mesele birazda ben daha iyi bilirim den kaynaklanıyor görebildiğim (hangi gözle baktıysam)
Sorunu var kabul edersek çözümü içimizde çözmek başlama noktamızı teşkil etmeli. Sorun varsa ve ben varsam Konuşabilirmiyiz? Konuşursak uygun lisan ile anlaşma ihtimalimiz varmı ? Neden olmasın?



<< Ana Sayfa