11 Aralık 2016 Pazar

Terörün Dini, Dinin Terörü 2

Haksızlığı ve Zulmü Bayraklaştıranlar Kutsal ne varsa kullanır

Yazımızın birinci bölümünde bu dili kullanmıştık hatırlarsanız kıymetli arkadaşlarım. Bu gün İstanbulumuzda bir terör kahpeliği yaşandı ve 38 civanımız erken yaşta ahiret yurduna ulaştı. İmrenerek bakıyorum kardeşlerime üzülmek'de ne oluyor. Üzüntü duyacaksak kendi adımıza üzüntü duymalıyız, kardeşlerimizin Ailelerine sahip çıkamazsak, kardeşlerimizin canlarını verdikleri yurdum insanını huzur, mutluluk, barış içerisinde yaşanır bir belde kılamaz isek utanırız. Şahid'likleri kutlu olsun, Rabbim Rahmetiyle amellerini değerlendirsin İNŞAALLAH.

"Bir kavme olan kin ve öfkemiz bizleri adaletsizliğe sevk etmemeli" (ayet meali)

Kimler nelerden rahatsız olur, rahatsız olurda bunu kanla, vahşetle, zulümle karşılık verir. Hakikati ÖLDÜRÜR! İnsanı öldürür! Cana kıyar !

Hadi diyelim hiçbir öğretiden faydalanmadınız, bari hayvanlar alemine baksaydınız ? Baksaydınız da canlılar aleminde dahi vahşetin bu boyutlara ulaşmadığını hayvanların birbirlerini aç kalmadan yemediklerini yemek zorunda kalsalar dahi, doyduklarında bu hissi terk ettiklerini görseydiniz Aşağılık hayvanlar- Hayvandan daha Aşağı olanlar.

Bizler bu Hayvanlardan daha aşağılık olanlardan öğrenecek hiçbir şeyimiz yok, Kendi hamlelerimizi onların hamlelerinin üzerine bina edemez onlar gibi davranamayız, davranmamalıyız. Onlar hertürlü haksızlığı hertürlü Zulmü meşru görebilirler, bizler daha adil, daha fıtri davranmak zorunda kalabiliriz. Bu canımızı acıtsada, zor olsada böyle olmak zorunda çünkü bizler Ahiret inancına sahibiz. bizler İnanç kaynaklarımıza bağlı kalmak zorundayız. Bizi tutan birçok duygu ve Fıtrat var, bunlar karşımızdaki düşmanda olmayabilir! Bu tuzağa düşmeden davranışlar ve eylemler gerçekleştirmek ve hayatı yaşam alanlarını tanzim etmek zorundayız.

Yüreğimiz yanıyor. Kalbimiz bu acıya dayanamıyor patlıyor. Ne yapmalı? Yapılacak şey Zulüme zulümle karşılık vermek yerine, Zulmü ortadan kaldırmak olmalı dostlar. Zulüm İnsanlık için en kötü sonuçtur.

Zalim zulmü ile abat (uzun süre) barınamaz, bitmek tükenmek zorunda kalır bir şartla Karşısına Hakikati Rahmeti çıkarabilirseniz. Bir bulut gibi kaybolur gider, bu büyük eylemi gerçekleştirebilirseniz. İnsanlık Zulmün karşısına dikilecek ve Hakkı, Hakikati, Rahmeti savunacak bu dünyasını değiştirmesine neden olsada.

" Sizinle savaşanlarla misli (aynı oranda denk) ile sizde Savaşın (karşılık verin)" Ayet meali

Devletlerin kendisini koruma hakkı mevcuttur, Kişilerin değil. Ülkeler Hak ve Halklarını korumak adına kendisine karşılık yapılan Eylem ve Saldırıya misli ile karşılık vermekle yükümlüdür. Kişiler yada küçük birliktelik sağlamış guruplar Devlet, Ümmet, Kavimler gibi davranarak bu hadiselere karşılık veremezler.

Dinimizde Bu tür eylemler yok yada Dinimiz bu tür eylemlere onay vermez. Sözü yeterli değildir arkadaşlar, bu söz sadece sözde kalıyor dikkat ederseniz. Birçok hadise dinin yanlış anlayışları, dini yorumların kişilerin yada kurumların işine geldiği gibi yorumlanması sonucu ortaya çıkmıyormu? Ne yazıktır ki İslam dini gibi Huzur, Mutluluk, Barışı temsil eden İslam dahi buna alet edilebiliyor ve tahrip edilerek çıkarlar doğrultusunda kullanılabilmektedir. Varın siz gerisini hayal ediniz. Huzur, Mutluluk, Barış manasındaki İslam (SLM) dahi bu hale getirilebiliyorsa İnsanın kendi yaşam, tecrübelerinden meydana getirilen Diğer din (yaşama biçimleri) ler nasıl hangi amaçlara kurban edilir ve kullanılabilir. Sosyalizim, Kapitalizim, Demokrasi gibi İnsanlığın tecrübelerine dayalı yaşam formları malesef Hayat kitabı Kuran'ın önüne geçirilmiş ve İnsanlığı çıkmaza sürüklemiştir. Bu gün yaşadığımız sorunların kaynağı bu formları gerçek hayat kaynağının önünde değerlendirme hastalığından kaynaklanmıyorsa neden kaynaklanıyor olabilir?

Sevap kazanma aracı Kuran!!!

Yeryüzünü İmar için gönderilen İnsan bu görevini kendisini yaratan yaratıcı ve Rab (sahip) inden bağımsız kendisine özgü yerel kaynaklardan faydalanarak yolunu bulmaya çalışmaktadır.Oysa yanıbaşında Resul (Elçi) ve Kitap (Hakla batılı-doğru ile yanlışı belirleyen) duruyorken. Allahın Gönderdiği kaynağı sevap kazanma aracı haline getirdikten sonra sorunlarımızı birtürlü çözemiyoruz şikayetini anlayabilmek çok güç. Kurtuluş Reçetesi olarak sunulan kaynağı amacı dışında kullanarak, neden kurtulamadığından şikayet eden insanı nasıl uyarabiliriz. Allah İnsana Kitabı niçin indirmişti ? Nuska yapıp boynuna asması içinmi ? Okuyup sevap kazansın içinmi ? yoksa bizim bilemediğimiz başka bir sebepten dolayı mı ?

Şimdi belli bir konuda açık anlaşılır herkesin anlayabileceği ortak paydalar yoksa bunun yanısıra sarlar, gizli işaretler, yanlız birkaç kişinin çözebileceği gizemli şifrelerle dolu bir kaynağa inanıyorsanız sorunlarınızın başlangıcındasınız demektir. Küçük bir telefon icat ederken dahi aklını en az kullanan bireylerin daha kullanabileceği formda yapan insan nasıl olurda yaratıcının insana gönderdiği kaynak için bunun tersi mantığını doğru kabul eder.

devam edecek...