28 Eylül 2024 Cumartesi
Anne Kıymeti
Bir arkadaşım ziyaret için Ağrıdan zahmet buyurmuş gelmiş. Rahmet olsun kardeşimizin niyetine Rahmetin sahibi Allah (cc) zengin merhametiyle ödüllendirir elbet. Gelmiş eyvallah başımız üzerinde de konu bu değil elbet, dertleştik biraz konuştuk dilimizle bazen kalbimizle çoğu kez. Sorunlar, sorular insanı insan yapan insanı olgunlaştıran ve anlam dünyasında aks'ı ile buluşturan kalbindekine bağlayan sorular. Kardeşimizin kalbine takılmış meğerki dilinden dökülüverdi kelimeler. " Annelerimizle nasıl geçinmeliyiz?"
Soran sormuş olur, dilden dökülür kolayca belki kısa belki uzun nihayet sorudur ya altı üstü hepsiyle. Ya cevabı öylemi şümulü, kastı, muhteviyatıyla, taşı toprağıyla birlik ele alınacak' da muhatabın derdine melhem olarak sürülecek, belki yarayı toptan iyileştirecek dahi aklın dimağından silecek' de eller, ayaklar kalbiyle hayatın terkisine kızarmış ekmek gibi şifa olacak. İşin ehli, Kalbin tanışı olmadığımızdan kem küm, biraz bilinenden biraz kıyıda kalmış belki unutulmuşlardan anlatmaya başladık ancak dilimizin yabancılığı yüzümüzden okunuyor. bildiğimiz, yaşadığımızı kardeşimizin tabağına sunuverdik kanımızca, kararımızca. Umarım memnun olmuş hayat kitabımızın sayfalarına nüfus ettirmiştir.
Bizlere düşen...
Yaşarız hayatımızı' da düşünür müyüz kimdir bu?
Hayata doğmamıza vesile olan varlık Annem diye isimlendirdiğimiz. Bağlarımızdan bağlıyız da hayatın içine doğmadan Rahimin içine kurulmuşuz bedelsiz karşılıksız. Allahtan başka kimsemiz yokken ünsiyet kurar yakinlik duyarız. Kalbimiz mi oluşmuştur damarlarımızda kan candan öte bir can üflemiştir yaratan. Adına ben diyeceğimiz bir ben doğarya Rahmin içinde kimsiz kimsesiz, sonra kimi kimsesi olur etten kemikten ibaret.
Ramazan 3
Kimin haddine kendisinden başkasının işine karışsın, bulaşsın ve hatta beğenmesin eleştirsin, kimin haddine.
Kimin haddine ki öyle olmaz, böyle olmaz, o olmaz, bu olmaz, şöyle olmaz diyerek senin, benim işimize bulaşsın da kusur, eksik, yanlışlar sıralasın.
Kabir ziyareti ve en son temasımız
Merhaba dostlar,
Şimdi sizlerle bir eşiği konuşmak, paylaşmak, işittirmek isterim müsadeniz varsa tabi, işittirmek diyorum çünkü bilgi edinmek, bilgi vermekle işitmek emin olunuz aynı şeyler değil. Bizler bilgisine ulaştığımız şeylerin ilmine'de erişmiş olmayız. Ne demek şimdi bu dediğinizi duyar gibiyim, sakin olun izah etmeye çaba göstereceğim.
" İslami haraket engellenemez "
Ömer yılmaz duyuyormudur bilemiyorum inanırmısınız bizler 20 yıl boyunca bir inanç sistemi sandığımız sanrılarımızın, tanrılarımızın peşinden koşmuşuz, Dücane Cündioğlu şimdilerde yerden yere vuruyor belki denk gelmişsinizdir, o bizlerden daha eski olduğu için 40 yılın muhasebesi adı altında geçmişte inanç sistemimiz sandığımız peşinden koştuğumuz şeyleri bir bir ortaya koyup, canını çıkarana kadar da eleştiriyor.
Haklı haksız, doğru yada yanlış manasına gelecek şeyler söylemiyorum hemen ön yargılarınızla hedef tahtasına koymayınız lütfen onu yada beni yada Ömer'i. Neyse sizleri eski hikayelerini anlatan bir bunakla sıkmak istemiyorum, olan olmuş ölen ölmüş artık ne çare, geçmiş tecrübeliri mi birer merdiven yapıp umutlarımı yüklediğim bulutlara çıkarmak istiyorum.
İslamı öğrendiğim o ilk yıllarda ilk öğrendiğim bilgilerden biride Kur'an-ı Kerim'in okunabilir bir kitap olduğu bilgisinden sonra kabirlerin ziyareti konusu olmuştu, oysa o zamanlar benim hiç bir yakın, akrabam vefat etmemiş kabirler lede tanışmamıştım henüz.
Sizler eğitim ve öğreniminizi nereden ve hangi saiklerle yapıyorsunuz bilemiyorum, bizler 90'ların başında Ev dersleriyle tanışmıştık. Erkam bin ebi'l erkam kimdir duymuşmuydunuz? Bu sahabe Hz Muhammed Mustafa ( s.a.s ) in ilk arkadaşlarından kıymetli bir sahabedir. Evini Resullullaha açan müslümanlara açan ve onlarla birlikte evinde Dini, Vahyi, Siyaseti, İlmi öğrenen ve sonra da öğrendiği bu bilgiyi öğreten çok kıymetli bir Mümindir. İlk dersler onun evinde vücut bulduğu için sonraları tüm ilim faaliyetleri ev dersleri onun adıyla anılmaya başlamış, her yapılan öğrenme faaliyetinden o da nasip tar olacağına inanılmıştır.
Evet bizlerde o yıllarda Ev ( Erkam evleri ) derslerine başlamış, dinimizi, Vahyi, siyaseti, İlmi oralarda aramış, bulmuş, içselleştirmiştik, Şimdilerde duyduğum kadarıyla öğrenci evleri hala bu tür faaliyet alanlarına ev sahipliği yapmaktaymış.
" Kabir ziyareti "
O yıllarda Kur'an-ı, Kur'an okumayı, Kur'an-ı Kerimin okunması ve sevap kazanılması konusunu öyle bir mevzu ederdik ki eğer Resullulah yanımızda olacak olsa idi şimdiki aklımla söylemek isterimki bizleri öyle bir değnekle kovalardıki, Ebu Hureyre dahi öyle mescid den kovulmamış olurdu.
Kur'an abdestsiz okunur mu, Kur'an-ı Kerim Türkçe okunur mu, Okunursa anlaşılır mı, Kur'an-ı Kerim Sevap kazanma aracı olarak okunabilir mi ve sevap elde edilebilir mi, Kur'an-ı Kerim belden aşağıda tutulur mu, Hayızlı kadınlar Kur'ana dokunabilir mi, Arapçasından okunan kuranın hükmü nedir, Kur'an Duvarımızda asılı duran bir objemidir, Elmalılı Hamdi Yazır hocamızın Kuranı Kerim meali okunabilir mi, neden Türkçe Kuran okuyoruz, Kur'an-ı Kerim ne için indirilmiş anlaşılsın diye mi yoksa okunup sevap elde edilsin diye mi. Ve son olarak Kuranı kerim Ölülere okunan bir kitap olarak düşünülebilir mi?
Ömrümün en değerli yılları bu ve buna benzer konuları okumak, tartışmak, cedelleşmek, ayrışmak, birleşmek, taraf olmak, ber taraf olmakla geçti öylemi Ömer kardeşim. Kimler nelerle uğraşırdı o yıllarda bilemiyorum fakat hakikaten söylüyorum gecemiz, gündüzümüz, aklımız, fikrimiz, işimiz, aşımız, eşimiz bu ve etrafındaki mevzularla alakalı idi. Küçük bir anekdot paylaşayım dostlarımla; Evlendiğimin ikinci haftası idi ha bu arada evlenmek demişken dikkat edelim lütfen o zamanlar tek kriter vardı tesettürlü bir namzet bulunacak, tanışma, görüşme, konuşma hak getire bir çok dostumuz, kardeşimiz bunlardan faydalanamamıştır, ben eşim olması muhtemel namzet hanımefendinin evine gitmiş oturmuş, kendisiyle annesinin yanında 5 dk. görüşmüş şanslı kardeşlerinizden biriyim. İkinci haftası idi evliliğimin Mardin de çok değerli bir Müslüman kardeşimizin bir kaç günlük eğitim toplantısı olduğunu duymuşuz, taa Kocaeli den kalkıp oraya gitmişiz ki aman ilim kaçmasın, aman din sekteye uğramasın.
Yine uzattık mevzuuyu,
Ya hu ne yaparsınız, can çıkmadan huy çıkmıyor. O zamanlar ilim, bilgi öyle sağda solda, her istenildiğinde bulunası bir şey değildi. Hz google yoktu mesela, kitap, eser hak getire. Bir kaç çeviri eserle dinimizi öğreniyorduk. Bir kaç yerde daha değinmiştim bu mevzuya o yüzden uzatmayacağım. Ama şunu unutmayın şimdi bilgiye ulaşmak çok kolay, bu bir rahmettir kıymet bilmeli.
kül
Yanmak isterim.
bir aşı ısıtmak, bir insanı pişirmek,Yitmek isterim.
bir karıncaya yer açmak,
bir doluya kucak olmak,
kül olmak isterim.
Gitmek isterim.
Kendimi aşmak
Canımdan geçmek
Hiç olmak isterim.
kör
Ne olup bitiyor etrafında
Bir ateş yanıyor tam ortamızda
Ateşin alevi harlı, kamaşıyor tüm gözler
Sen görmüyorsun hadi gören yok mu yanında
Çekiştirme yoruyorsun, gözlerin var görmüyorsun
tüm bu kalabalıklar görmüyor, bilmiyorsun
yandıkça yanıyor göğe değecek sözler
pervaneler yanıyor ben yanıyorum sen izliyorsun
Yağmur bekliyor gözlerim, üstüm başım
çamur ellerim, kot pantolonum
artık beklemiyorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Anne Kıymeti
Bir arkadaşım ziyaret için Ağrıdan zahmet buyurmuş gelmiş. Rahmet olsun kardeşimizin niyetine Rahmetin sahibi Allah (cc) zengin merhametiy...
-
Deniz kumu, deniz kızı kerpiç evler yıkılan damlar. En pahalı mezar hangi semtte satılır? Banyo dolapları meşe, yerler laminant. Otoparkı va...
-
Bir arkadaşım ziyaret için Ağrıdan zahmet buyurmuş gelmiş. Rahmet olsun kardeşimizin niyetine Rahmetin sahibi Allah (cc) zengin merhametiy...