27 Kasım 2018 Salı

Vedud 2

terk,


Alemde Maşuk çok, bize kalmaz yol'u tarif, bizimkisi eşelenmek biraz, sen arif lirin yolunu izle O seni sıradımustakime götürecektir. 

Bir yol bul, yolda sende bir yol ol. Yola yatmaki insanlar üzerine basmasın, yolda da kalma yolun cazibesi seni oyalamasın mesafe al yola devam et ne olursa olsun. 

Yolu amaç bilme, yol sen yürüyesin diye varedildi. Var olandan korkma Varlığın sahinden kork, yolun sahibinden. Yola gir, gir ki yolunu izini kaybetmişler seni yol bilsin. Yolu çıkar, menfaat edinme, kendini de. 

Hata kusur senin için var edildi unutma, unutur yanılırsan yeniden dön ve yola gir, kaç kez olmuş diye çeteresini tutma. Yola gelenleri Yolun sahibi elbet görmektedir. Kendini sahip bilmek küfür unutma emi. Sana bir gün yol ve yolcudan bahsedeyim olurmu? hatırlat bana.

Eti geç, kemiğinde, her bir eşyayı yerli yerine koy sakın yerinden etme. Elde etmişsen imtihan bil, Ondan geç. Benliği bencilliği akarsudan atlar gibi bir çırpıda atla, ayağının ne kadar ıslandığına bak, bak ve bir daha ki akarsuya yaklaştığında ölçülü ol. 

Yolda bir çok İnsan göreceksin Hepsi de senin gibi etten kemiktenler, kendini karşındakine emanet et, emanet ettiğin sana ne yapılmasını istersen ete-kemiğe öyle davran. Sen şimdi kendine mi yaptın yoksa el'e mi? El'i bil bilki kendini bilenle bilmeyen bir olmaz onu anlaya bilesin. 

Yolda bir çok bahçe var seni kendine davet eder, meyveler, yerin bitirdikleri hepsi de cezbedici olacak. Aldanma, aldatılma, aldatma sakın, sakın çitin içine atlama etrafındaki şeriatlara (Şerit) dikkat et. Bahçe sahiplerini hatırladınmı? sakın aklından çıkarma, onlar iç güdülerine yenilmişlerdi. 

Sen yol aç yolu olmayana, yürünmüş yollardan herkes yürür, çoluk, çocuk, kadın, yaşlı. Sen yolu olmayanlara yol ol, bütün yolu çalı çırpı, taşlıklardan temizle, temiz ol tertemiz hale getir Alemi Dünyanı. 

Hem yürü hemde yürüyeceklere iz bırak, izini izleyenlerin izinden incinme. bazan hayvanlar geçer üzerinden bazan dolu dolu araçlar, yol iz bilmiyorlar, kadri kıymet bilmiyorlar diye ağlama. Ağlayan birilerini gördüğünde onların göz yaşlarına merhem ol, ağlamak iyi gelir de ağlasın bırak. Yürek ağlamakla felah bulur unutma. 

Üzerinde oynaşan geyikler nasıl mutlu ediyorsa seni en ağır en hantal hayvanlara da aynı nazarla bak. Hani sende olmamışken birilerinin yolunu çiğnemiş, ekinlerini dağıtmış, sürülerini ürkütmüş, bağlarını bozmuştun hatırından çıkmış olmalı, tekrar hatırla. Gelip geçenden incinme, yol ol ki gelip geçsinler senden. Yol yolcudan incinirmiymiş? neden şikayet edersin? Kirli Pis ayaklarıyla mı geçtiler üzerinden dersin? 

Sen hala kendindemisin? Senden yolcuda yolda olmaz!!! Sen başa dön tekrar, seninle işimiz kalmadı bizim. Sen yolu tanımadan yol mu olmak istersin. Yola mı yatmak istersin, yol'dan mı çıkmak istersin? Yolumuzdan çekilde yolcumuz incinmesin. 


Yürü, yürü. Kendine gel, geldiysen eğer tekrar başa dön de yeniden dene belki bu kez sonu farklı biter bu yolculuğunun. Tevbe istiğfar yola baştan tekrar başlamaktan başka bir şey değildir dostum. Dönüp tekrar denemektan başka çarenmi var, kapı mı, yolmu?


Melekler seni kıskandı ey Eşrefi Mahlukat, şimdi Melekleri haklı mı çıkaracaksın? Bizi ele aleme, Alemin Sahibine mahçup mu edeceksin ey gafil?  Sana sevgiyi, sevmeyi, vermeyi, yolu, yordamı anlatırız neden dönüp bakmazda oyunda eğlencedesin?

 Eşyaya İsim bulmayı öğrendiğin gibi o eşyayı yerine koymayı ne zaman öğreneceksin? Birine ne zaman yol olacak, iz olacak, kurtuluş bulacak/olacaksın? Ne zaman kendinden, etten, kemikten, cennetten, bahçelerden geçeceksin? Sen de kimsin? Annen baban kim? Çocuğun kim? Kız evladın, erkek evladın? Ben kimim? benim Anam, babam kim? ya evladım, kız veya erkek? O kim? Onun Anası, babası kim? ya onun evlatları kızlı erkekli? 

Gördünmü Sarmalı?


İyiliği bilmişmiydin? Sana iyiliği kim bildirdi? sen geldiğinde Alemde iyilik vardı üzerine mi geldin yoksa gelirken cebinde/yüreğinde mi getirdin? Aç göster bize ellerini? Avuçlarında ne biriktirdin? Neyle geri döneceksin? Bunca kir, bunca çamur, bunca güç, bunca şey hatta daha da fazlası ne için? Varlığın sahibine, seni var edene ne verebilirsin? Bir eksiğimi var? Yada bir isteği? ortaya koyamadığı, yapamadığı, ol deyince oluşumunu sürecinde çıkaramadığı bir şey mi getirdin? 


Hoş geldin. Hoşluklar getirdin, iyi ki geldin iyi ki iyiliği getirdin. 

Nerede kaldın gözümüz yüzümüz yollarda kaldı ey sevgili, iyi ki iyileri katıp ardına gelmişsin Diyarı Aleme. Ne iyi ettin ne çok iyilikler etmişsin böyle. sen neymişsin böyle, sana güvenen ne güzel güvenmiş öyle. İyiki iyiliği haberdar ettin sen bildirmezsen biz nereden bilebilirdik kalbimizdeki iyiliği ey Vedud. İyi ve güzel olana meftun olmak ona çaba harcamak, onu hakim kılmak ondan gayrısını yok saymak yolumuzun mihenk taşı. İyimisin iyilerdenmisin? güzel yüzün hiç sönmesin iyiliğin hiç bitmesin iyisin iyiki iyilerdensin.


İyi ki varsın, iyiki iyilerden iyisin, gül yüzün hiç solmasın senin,

Biz iyiliği kaynağından öğrendik, kötülük bize neylesin,

Ucunda memat var diye bizi korkuturmusun, ha sen cennet dersin,

Ölüme iman etmeyeni yolundan neyle döndürebilirsin,  

Senin ölüm dediğin bizim için gerçek hayat bilirmisin, 

Şimdi sende gel haydi bu hikaye mutsuz bitmesin.


 Diyerlerimi? bizene!!!


  


Vedud 1

Bismillahirrahmanirrahim


Senmi seversin?
Sevgiyi görmemiş yüreğin nereden bilir sevgiyi. Yoksa bir yaradan mı var dersin?
Senmi seversin, sen mi. Sen sevgiyi nereden bilirsin!

İlk varlık aleminden bu yana sevgi alınır sevgi verilir olmuş, varlık alemi sanki bunun üzerine kurulmuş dostlar. 

Ne tutuyor bu Kainatı deseniz 'Vedud' derdim hiç çekinmeden, tereddüt etmeden. Hani soluk alıp veriyoruz diyorlarya bilimin adamları, onlar görmüyorlar dostum onlar görmüyorlar, biz sevgi alıp sevgi veriyoruz nefes/hayat borumuzdan ta ki yüreğimize deyin. Yoksa dayanmaz canlar yoksa nasıl ayakta durabilir alemin en şereflisi dimdik ve bunca olan hadiseler karşısında? Bir an sevgiyi içine çekmemiş olsa İnsanlık onu kim durdurabilir, kim onu yatıştırabilir? Kim kainata denge sağlayacak soluğu almadan eşyanın kayyumunu çalıştırabilir, kim?


Sen gördüklarinden bir dünya çizmişsin hayal perdene oyalanıp duruyorsun!!!


Bu yukarıdaki söz iki taraflı, iki yönlü bir sözdür biliyorum. Gayrı düşünceler bu sözü bana çarparken bende gayrıma söylerim, onlara da deyi verin lütfen.


Kudret sahibi Var edici Vedud ile var etti evreni. Türkçeye çeviremiyorum kusuruma bakmayın kısır bir dile çevirmek onu yerinden etmek olacak çünkü. Belki yazının tamamını toparlayıp cevap olarak kabul edersiniz ha olmazmı?


Yer yüzünde hakikat arayışı içine düşmüş her beşer her kul bu mevzuda bir şeyler karalamış büyük büyük sözler etmişler elbet, kimi sevgiyi arayış olarak görmüş kimi aşkı baş tacı yapmış. Kimi eşyanın hikmetinde aramış kimi yarinin gözlerinde. Bazıları doğumu bağlamış ucuna bazısı da ölümü. Kimi ona ulaşmak için 30 yar edinmiş kimi elini değmeyi mubah görmemiş. Birileri her canlıda onu aramış onu bulmuş bazısı bir ömür yamacında taşımış'da bulmayı bırakın arayışı dahi umursamamış.


Varlığı sebep kespedip önüne gelen her cana, canlıya sunmalı insan sevgi ve merhametini, onun yeşerdiğini görmek en büyük ödül değilmi varlık alemine. 

Sen işini yap sana ait değilki alemi cihan bu sahiplenme duygusu da ne ola. Karşılık  dedikleri senin karşın değil, hayata karşılık olmalı verdiğin can suyu. Sen senin misin'ki karşılığı kendine beklersin ey cahil. Vermez isen senin olmaz, vermessen onun olmaz sadece bildinmi şimdi. Sen sana kalmayacaksın sana kalan ne olsun? Sen kendini unut da hele bir, sonra elin iş tutar gözün güzele meftun olsun. Cilveyi görünce aklına benlik değil, arı gelmeli hemen. Arı güldeki cilveye koşar ancak çiçekteki polen ayağına dolanır, dolanır de ne olur? Bal olur, o ayakların kendine ne faydası var? Sen bal yiyen arı gördün mü? balı yiyen ayıdır. İmar'a geldigin dünyaya bırakıp bir gün gideceksin, kime ne bıraktığından da hesaba çekileceksin. Boş oyalanma beyhude dolaşma sağda solda yeter artık. Git bir çiceğe kon bal yap, işini aşkla yap sevda ile yapki onun tatından yenmesin. Kuru maaşa çalışan karnını doyurur, karnını doyuran ayı tüm kışı uykuda geçirir. Geçti günün akşam oldu selan okunur oldu.
Eskimez insanlar ummadan çalıştıklarından yaptıklarını severek yaparlardı hatırlarmısın? Şimdi her şeyin karşılığını kuldan bekler oldu ademoğlu. Hakkımı belki hakkıdır demem bir şey ancak ortadan kalkınca bereket sende bana bir şey deme o vakit. Sevmeyi unuttu insan kalbi kullanmaz olduk, o da bize kan pompalayan bir eşyaya dönüştü.


Ne yaparsan yap sevgiyle yap, sevgi de nesin nesi dediğini duyar gibiyim. Sevgi yaptığın işte ortaya çıkan güzelliğin varlık sebebi azizim. İçindeki güzelliğin dışa yansıması olsun, Onu oraya kim koydu bilirmisin? Sevgiyi kim varlık içinde var etti? var etti de senin yaratılış özüne karıştırdı? Seni onunla yarattı da onu da O sevdi. Hem kendisine hemde yarattığına bahşetti. Sen Vedudu tek yönlü mü okudun yoksa? Hayır yüz bin kere hayır. O ve yarattığı için Onu var etti, Var ettiğini de onun içinden çıkardı. Vedudu içine yerleştiren O hem varlığı onunla donattı hemde Alemi. Hatırladın mı şimdi Hani meşhur sözü; O onu sever Onlarda O nu. Dikkatli oku elindeki kainatı oralarda bir yerde bulacaksın. Bulan çok sende bulacaksın asıl mesele bulduğunda ne yapacaksın, ne yapılır ki kuru bir söz? belki ilk bulduğunda değil ama Bin kez okuyunca anlayacaksın. Elde var bir.

devam edecek...

''Can içinde bir can imiş görmez onu her beşer,
Cananını geçmediysen gönül görmez akıl şaşar


Varlığın iç yüzüdür astarı boş, aslı mahşer,
Aklını boş bırakma gider kendini aşar


Görülene  iman olmaz sayılır üçer beşer,
Kalbe bağla gel aklını yoksa hep meşke koşar.


Vermek için yola çıksan yolda önünü keser
Verenlerin yoludur bu can-u canandan geçer


20 Kasım 2018 Salı

Bir Anne düşünün


Bir varmıymış bir yokmuymuş Allah’ın kulları çok muymuş, yokların sayısı çok varların derdi çokmuş. Öyle zamanlar ki yaşananlar yürekleri dağlar, öyle anlar ki yaşayının yüreğini dağlarmış. Günlerden bir gün imiş vakitlerden bir vakit, Henüz erken çok ama çok erkenmiş. Henüz 17 sinde bir kız çocuğu yaşarmış. Annemi? Öyle bir anne ki kendisi yavru iken uçmuş yuvasından, öyle bir anneki annesini koklamadan anne olmuş da yavrusunun kokusunda bırakmış çocukluğunu.

Kimse sormamış kendisine, ne ister kimi sever kime sunmuş yüreğini.  Verenler vermiş vereceğini alanlar almış kendisine ait olmayanı. Almış götürmüşler Yavrucağı daha rüyalarını bitirmeden, el işini bitirmeden, geleceğini işlemeden nakış nakış hülyalarda kurmadan yuvasını.  Hani az gitmiş uz gitmiş diye başlarmış ya uzaklara gidişin hikâyesi uz gitmişler de çok ama çok uzağa düşmüş yavrucağım,  giderken umudunu da almış yanına,  götüreceği bir kalbi varmış demek büyüdüğü topraklarda onuda almış yanına, hiç bir şey bırakmamış geride sevdiğinden başka götürmüş. Tüm umutlarınıda yanına almış onlara nasıl büyünür görsün diye, nasıl büyür görsün diye gitmiş ve batının soğuk yüzüne çarpmış Karadeniz’in hırçınlığını.  Her şeyini kendinle birlikte büyüteceksin yavrucağım her zerreni kendinle büyüteceksin, tüm iyi taraflarını, belki kinini ve hıncını büyüteceksin. Uyusunda büyüsün yavrum uyumuş uyuyamayan yanlarına inat, uyumuşta büyümüş küçüğüm kendi kendini büyütmüş.

Görmediği şefkati belki yuvasında görecek sınırsın umut öldümü. Öyle ya hayat bir ışık olmazmı yavrucuğum bir umut sunmazmı. Hep hak edene mi güler hayat, bizleri görmezmi, görmemiş ne yazık ki kimse sevmesede olmamış. Büyük adam yalnızca yaşını büyütmüş anlaşılan, oysa büyütecek onca küçük tarafları varken. İnsanlığı büyütse ya, sevinci mesela, Müşvik bir baba misali şefkati büyütse, iyiliği hoşluğu bir güler yüzü büyütse ya. Sadakati büyütmeyen neyi ile övünsün, ölçüyü bilmeyenler yaşı ile övünsün. Olmayanlar olmamış ey ahali duymayan da kalmamış, gidin deyi verin anasına izinsiz alemde bir zerre iş mi görülür. Rıza aranmazsa bir işte daha ne olasıymış ki defterin başına yazılacak, bu işin olmayacağı olmaz ise olmayanı varmış o da rıza aranacak.

Yıllar yılları kovalamış geçmiş ömrün baharı yazı yavrucuğum, kalmamış gönülde bir ahu nazar gün yüzü görmeden geçip gitmiş. Annelik kolay işmi yaban ellerde tek başına, dünyada bağlanacak dört evlat tan başka. Bir anne’ki çektiklerini aş etmiş sofrasına lokma lokma kimseye dememiş açlığını, son yavrusu annesinin çektiğinden midir bilinmez bir tarafı eksik doğuvermiş. Dayanmaz buna yürek dayanmaz oldu annem, bu dert yürekmi bırakır bırakmamış bir tamem. Öyle bir anne düşünki acıyı şifa yapmışta ahireti için kendisine şifa, hastalığı kendisi koysa ancak bu olurdu kendine deva. Doktorlar isim verir sendersin ismine bir şey Allah bilir o dert nasıl bir imtihan o nasıl bir şey. Devam edecek…

13 Kasım 2018 Salı

Kalbinizi Temiz Tutun Orada Rabbiniz Var


Şimdi yaşadıklarınızı değilde, Yaşamanız gereken ancak unuttuğunuz yaşamı hatırlayanınız varmı?

kısa bir hikayeyle başlayabilir miyim müsadeniz olursa,


"Hayata yeni başlayın çıplak ayaklı adam hayatını kendisi tanzim edecek alacağı kararlar bundan sonraki yaşam alanlarını doğrudan etkileyecekti. Yönünü ve Tarafını henüz belirgin hale getirmeyen çıplak ayaklı adam kocaman ormanda yanlız ve korumasız ilerlemeye devam ediyordu.


Kutsal Var edici onu hayata göndermeden önce yaşam alanını tanzim etmiş ihtiyaç duyacağı her zerre nebatatı yerli yerine yerleştirmişti. Güneş tabi hayatı olması gereken şart ve derecede ısıtıyor bitkilerin ihtiyaç duyacağı gıdayı hiç bir bedel istemeden sınırsız sunuyor, yağmur kendisine ayrılan süreyi en hakiki şekilde dolduruyor ve toprağın damarlarına kadar işliyor, sızıyor, doyuruyordu.

Çıplak ayaklı adam etrafına dikkatli, dikkatli bakıyor olup bitenleri anlamaya kavramaya çalışıyor bir taraftan'da hayatın içerisindeki yerini bulmaya gayret ediyordu"......             

Mucahid Gökmen Şahin

Evet arkadaşlar böyle bir yazım var kendime sakladığım. Bir gün olgunlaştığına inanırsam sizlerle de paylaşacağım inşallah.

Bu gün bu hikayeden bir parçayı sizlerle paylaşmamın nedenine gelecek olursak, Yaşadığımız hayatı, içinde bulunduğumuz hali meşru kabul ediyor oluşumuz ve sanki başka hayatlar bakış açıları yokmuş gibi davranıyor olmamızdan. Lütfen hayal etmeyi ihmal etmeyiniz, kendi kendinize kaldığınızda hayatın şartları karşısında karamsarlığa ye'se kapılmak yerine daha iyisi mümkünmü? Bu içerisinde bulunduğumuz hayat alternatifsiz mutlakmı? gibi soruları sormak, onlara kıymetli cevaplar verebilmek lazım dostlar.

En basitinden içinizde başka Ülkeler gezmiş başka yaşam biçimleri görmüş idrak etmiş arkadaşlarımız mevcut onlarla görüş ve önerilerini paylaşınız. Göreceksiniz ki ne hayatlar varmış, ne düzenler kuruluymuş, ne yaşam biçimleri insanların tercihlerine amade kılınmış.

Daha ileri seviyelerde yaşamlar sergilenirken bazı bölgelerde ise daha geri kalmış yaşam biçimleriyle karşılaşacağız. Batıya yada doğuya ait olmayan "iyiliği" ne zaman talep edecek, hayatımızın tam ortasına yerleştireceğiz?

Daha ilerisi mümkün mü?

Mümkün elbete mümkün. Tekamülün sonumu var? Kötüye tekamül mümkün olduğu kadar İyiye, güzele, temiz olana Tekamül İnsanın en doğal hakkı ve yapabileceği eylemler içerisinde mevcut olmalı. Neye evriliyor insan? bu yürüyüş ne tarafa doğru tekamülünü devam ettiriyor?


Toplumların eylem ve davranış biçimleri sizleri yanıltmasın lütfen. En karanlık zamanlara ait tecrübi bilgiler Güneşe en yakın olduğumuz anlar olduğunu daha kaç kez müşahede edeceğiz? Toplumlar yönlendirmelere ve manipülasyona açıkken bireyler Ahlaki davranışlar sergileyebilir ve akarsuyun yönünü daha verimli alanlara çevirebilirler. Bu arada toplumlara koyun muamelesi yapılıyor anlayışından nefret etmeye hiç gerek yok, tarih bunlarla doludur. Abd'de gerçekleşen son seçimler hala bu eylemin alıcısının olduğunu göstermedimi? diğer önrekleride varın siz geçirin hafızalarınızdan.

Hadi şimdi Sakin ve Tedbirli olmaya davet edelim bir birimizi, Hislerimizle haraket etmek yerine Naslarla, delillerle haraket etmeyi tercih edelim. Temiz tutalım yüreğinizi kirletmeyelim olmazmı. Karamsarlık ve kötülük Müslüman yüreklere yakışır mı hiç? Hani şu başlığa eklediğimiz ilkeyi bir daha hatırlayalım mı?

Kalbinizi temiz tutunuz, Orası Rabbimiz'in sığdığına iman ettiğimiz yegane yer öyle değilmi. Eylemler, eylemlerimiz ne olacak dediğinizi duyar gibiyim! Eyvallah eylemleri temiz olmayan insanların kalpleri temiz olabilirmi hiç? Temiz eylemli insanlar temiz hayalli insanların yürekleri'de temiz olur unutmayın emi.











8 Kasım 2018 Perşembe

Tahammül'mü Anlayış'mı

                                                ''Tahammül edemiyoruz"

Neden dinlemeye, anlamaya yönelik çaba gösteremediğimizi düşündünüzmü?

                                 "Haklılık,Doğru bilgi algısı!"

İşte bu dürtüler hepimizi etkisi altına alıyor ve ötekileştiriyor dışımızdaki düşünceleri.

Hakikatin üzerinde olduğunu düşünen bir zihin ön yargısız dinleyebilir anlamaya çalışabilirmi sizce?

Bunu test edebilirsiniz arkadaşlar, madde eksenli bir düşüncenizi edinir yada tazelerken nasıl tavır içinde olduğunuzu bir gözden geçirin. Birde İman ilkelerini ilgilendiren bir konuda bilgi edinirken sergilediğiniz tavrı bir düşünün.

Örnek 1) : Dünyanın döndüğü bilgisini, yada yuvarlak olduğu bilgisini edinirken neler yaşıyoruz?
                 Olasılık hesabı yapmadan eldeki verileri değerlendiriyor varsa resim görsel verileri                             ön yargısız dinliyor varsa soru ve kaygılarımızı gidermeye çalışıyoruz değilmi?

Örnek 2) : İnsan; Cennette yaratıldı ayetinin mealindeki cennet yeryüzünde yaratılmış  arapçada bahçe                   manasına gelen cennet anlayışından haraketle yeryüzünde yaratılmıştır. Denildiğinde ise                         hemen ön bilgi devreye giriyor ve bunun olasılık hesabı yaılmadan yanlış bilgi uyarısı ile sizi uyarıyor çünkü daha önce ki edindiğiniz bilgi cennetin Allahın bizi tekrar yerleştireceği ve oradan çıkardığı cennet bilgisi rahatsız ediyor ve ya reddediyor yada ön bilgi ile dinliyoruz ki bu da anlama ve idrakimizi kapalı hale getiriyor

Örnek 3) : Yeniden bir bilgi edinsek ve bu bilgi de Dünyanın dönmediğini, yada yuvarlak olmadığını                      söylemiş olsalar, bu bilgiyede aynı ikinci bilgiye verdiğimiz tepkiyi verir olasılık                                  hesalarını yapmadan hemen önbilgimizdeki eski bilgiyi hatırlamak suretiyle ikinci bilgiyi                      reddeder algımızı kapatırdık.

Bildiklerimiz belirli bir delile dayanıyor? yada biz böyle biliyoruz, duyduk mu diyeceğiz? Delillere ve Aydınlatıcı bir bilgiye dayanmayan düşüncelerimizden dolayı hesaba çekileceğimizi biliyormuyuz?

Biz böyle duyduk, bize böyle olduğu bildirildi diyorsanız size söyleyecek bir sözümüz yok, yolunuza devam ediniz, bizlerde devam edeceğiz, görelim yollarımız kesişecek'mi yoksa ayrı ayrımı seyir edeceğiz. Başarılı olmamızı diliyorum.

Ancak deliller dahilinde inanıyorsanız söyleyecek sözümüz, anlatacak şeylerimiz var.

Sizi dinlemeyenleri sizlerde dinlemeyin, sizi tahammül gösterip dinleyen anlamaya gayret gösteren kimseler dinlenilmeye layık dır öyle değilmi? Ben biliyorum, ben bilirim, benden başka bilen yok edasıyla bilgiyi çiğneyenle sakız daha çiğnenmez unutmayalım.

Bir saat, bir gün, bir ay sizi sıkılmadan dinleyen yürekli adamlarla oturun kalkın. Onlar sizin sahici arkadaşlarınız olabilir. Size tepeden bakan ve sizi eğitilmesi gereken cahil zihniyetler olarak görenle kim oturup bir bardak çayı paylaşır ki islamı paylaşsın.

Doğumuna şahit olduğumuz kuzularımız'a ayrı değer veririz öyle değilmi?

Ben sana bir "en'am" kadar değer veremiyorsam seni nasıl kardeşler olun emrine muhatap kılacağım. Muhammed'ül Emin kimin tavuğuna kış demişti ey can. Savaşın Ahlakını yazan Adamdı o, çocuğun ölümüne sebep kız doğması ise Annelerinizi öldürecekmisiniz? diye haykırmıştı o, Allah'tan gayrı yalvarıp durduklarınız Ayağımın altında dır diyen Kutlu elçidir o.

Bana Tahammül deme kardeşim, aklıma Resulü Ekrem Muhammed Mustafa'nın çektiği çileli günler düşüverir.


Yaz

kimin sözünü giydiniz bilmeden anlamadan,

 yaz yiğidim yaz bildiğini... 

Anne Kıymeti

Bir arkadaşım ziyaret için Ağrıdan zahmet buyurmuş gelmiş. Rahmet olsun kardeşimizin niyetine Rahmetin sahibi Allah (cc) zengin merhametiy...