27 Kasım 2018 Salı
Vedud 1
Bismillahirrahmanirrahim
Senmi seversin?
Sevgiyi görmemiş yüreğin nereden bilir sevgiyi. Yoksa bir yaradan mı var dersin?
Senmi seversin, sen mi. Sen sevgiyi nereden bilirsin!
İlk varlık aleminden bu yana sevgi alınır sevgi verilir olmuş, varlık alemi sanki bunun üzerine kurulmuş dostlar.
Ne tutuyor bu Kainatı deseniz 'Vedud' derdim hiç çekinmeden, tereddüt etmeden. Hani soluk alıp veriyoruz diyorlarya bilimin adamları, onlar görmüyorlar dostum onlar görmüyorlar, biz sevgi alıp sevgi veriyoruz nefes/hayat borumuzdan ta ki yüreğimize deyin. Yoksa dayanmaz canlar yoksa nasıl ayakta durabilir alemin en şereflisi dimdik ve bunca olan hadiseler karşısında? Bir an sevgiyi içine çekmemiş olsa İnsanlık onu kim durdurabilir, kim onu yatıştırabilir? Kim kainata denge sağlayacak soluğu almadan eşyanın kayyumunu çalıştırabilir, kim?
Sen gördüklarinden bir dünya çizmişsin hayal perdene oyalanıp duruyorsun!!!
Bu yukarıdaki söz iki taraflı, iki yönlü bir sözdür biliyorum. Gayrı düşünceler bu sözü bana çarparken bende gayrıma söylerim, onlara da deyi verin lütfen.
Kudret sahibi Var edici Vedud ile var etti evreni. Türkçeye çeviremiyorum kusuruma bakmayın kısır bir dile çevirmek onu yerinden etmek olacak çünkü. Belki yazının tamamını toparlayıp cevap olarak kabul edersiniz ha olmazmı?
Yer yüzünde hakikat arayışı içine düşmüş her beşer her kul bu mevzuda bir şeyler karalamış büyük büyük sözler etmişler elbet, kimi sevgiyi arayış olarak görmüş kimi aşkı baş tacı yapmış. Kimi eşyanın hikmetinde aramış kimi yarinin gözlerinde. Bazıları doğumu bağlamış ucuna bazısı da ölümü. Kimi ona ulaşmak için 30 yar edinmiş kimi elini değmeyi mubah görmemiş. Birileri her canlıda onu aramış onu bulmuş bazısı bir ömür yamacında taşımış'da bulmayı bırakın arayışı dahi umursamamış.
Varlığı sebep kespedip önüne gelen her cana, canlıya sunmalı insan sevgi ve merhametini, onun yeşerdiğini görmek en büyük ödül değilmi varlık alemine.
Sen işini yap sana ait değilki alemi cihan bu sahiplenme duygusu da ne ola. Karşılık dedikleri senin karşın değil, hayata karşılık olmalı verdiğin can suyu. Sen senin misin'ki karşılığı kendine beklersin ey cahil. Vermez isen senin olmaz, vermessen onun olmaz sadece bildinmi şimdi. Sen sana kalmayacaksın sana kalan ne olsun? Sen kendini unut da hele bir, sonra elin iş tutar gözün güzele meftun olsun. Cilveyi görünce aklına benlik değil, arı gelmeli hemen. Arı güldeki cilveye koşar ancak çiçekteki polen ayağına dolanır, dolanır de ne olur? Bal olur, o ayakların kendine ne faydası var? Sen bal yiyen arı gördün mü? balı yiyen ayıdır. İmar'a geldigin dünyaya bırakıp bir gün gideceksin, kime ne bıraktığından da hesaba çekileceksin. Boş oyalanma beyhude dolaşma sağda solda yeter artık. Git bir çiceğe kon bal yap, işini aşkla yap sevda ile yapki onun tatından yenmesin. Kuru maaşa çalışan karnını doyurur, karnını doyuran ayı tüm kışı uykuda geçirir. Geçti günün akşam oldu selan okunur oldu.
Eskimez insanlar ummadan çalıştıklarından yaptıklarını severek yaparlardı hatırlarmısın? Şimdi her şeyin karşılığını kuldan bekler oldu ademoğlu. Hakkımı belki hakkıdır demem bir şey ancak ortadan kalkınca bereket sende bana bir şey deme o vakit. Sevmeyi unuttu insan kalbi kullanmaz olduk, o da bize kan pompalayan bir eşyaya dönüştü.
Ne yaparsan yap sevgiyle yap, sevgi de nesin nesi dediğini duyar gibiyim. Sevgi yaptığın işte ortaya çıkan güzelliğin varlık sebebi azizim. İçindeki güzelliğin dışa yansıması olsun, Onu oraya kim koydu bilirmisin? Sevgiyi kim varlık içinde var etti? var etti de senin yaratılış özüne karıştırdı? Seni onunla yarattı da onu da O sevdi. Hem kendisine hemde yarattığına bahşetti. Sen Vedudu tek yönlü mü okudun yoksa? Hayır yüz bin kere hayır. O ve yarattığı için Onu var etti, Var ettiğini de onun içinden çıkardı. Vedudu içine yerleştiren O hem varlığı onunla donattı hemde Alemi. Hatırladın mı şimdi Hani meşhur sözü; O onu sever Onlarda O nu. Dikkatli oku elindeki kainatı oralarda bir yerde bulacaksın. Bulan çok sende bulacaksın asıl mesele bulduğunda ne yapacaksın, ne yapılır ki kuru bir söz? belki ilk bulduğunda değil ama Bin kez okuyunca anlayacaksın. Elde var bir.
devam edecek...
''Can içinde bir can imiş görmez onu her beşer,
Cananını geçmediysen gönül görmez akıl şaşar
Varlığın iç yüzüdür astarı boş, aslı mahşer,
Aklını boş bırakma gider kendini aşar
Görülene iman olmaz sayılır üçer beşer,
Kalbe bağla gel aklını yoksa hep meşke koşar.
Vermek için yola çıksan yolda önünü keser
Verenlerin yoludur bu can-u canandan geçer
20 Kasım 2018 Salı
Bir Anne düşünün
Bir varmıymış bir yokmuymuş Allah’ın kulları çok muymuş,
yokların sayısı çok varların derdi çokmuş. Öyle zamanlar ki yaşananlar
yürekleri dağlar, öyle anlar ki yaşayının yüreğini dağlarmış. Günlerden bir gün
imiş vakitlerden bir vakit, Henüz erken çok ama çok erkenmiş. Henüz 17 sinde
bir kız çocuğu yaşarmış. Annemi? Öyle bir anne ki kendisi yavru iken uçmuş
yuvasından, öyle bir anneki annesini koklamadan anne olmuş da yavrusunun
kokusunda bırakmış çocukluğunu.
Kimse sormamış kendisine, ne ister kimi sever kime
sunmuş yüreğini. Verenler vermiş
vereceğini alanlar almış kendisine ait olmayanı. Almış götürmüşler Yavrucağı
daha rüyalarını bitirmeden, el işini bitirmeden, geleceğini işlemeden nakış
nakış hülyalarda kurmadan yuvasını. Hani
az gitmiş uz gitmiş diye başlarmış ya uzaklara gidişin hikâyesi uz gitmişler de
çok ama çok uzağa düşmüş yavrucağım, giderken
umudunu da almış yanına, götüreceği bir
kalbi varmış demek büyüdüğü topraklarda onuda almış yanına, hiç bir şey
bırakmamış geride sevdiğinden başka götürmüş. Tüm umutlarınıda yanına almış
onlara nasıl büyünür görsün diye, nasıl büyür görsün diye gitmiş ve batının
soğuk yüzüne çarpmış Karadeniz’in hırçınlığını. Her şeyini kendinle birlikte büyüteceksin
yavrucağım her zerreni kendinle büyüteceksin, tüm iyi taraflarını, belki kinini
ve hıncını büyüteceksin. Uyusunda büyüsün yavrum uyumuş uyuyamayan
yanlarına inat, uyumuşta büyümüş küçüğüm kendi kendini büyütmüş.
Görmediği şefkati belki yuvasında görecek sınırsın
umut öldümü. Öyle ya hayat bir ışık olmazmı yavrucuğum bir umut sunmazmı. Hep
hak edene mi güler hayat, bizleri görmezmi, görmemiş ne yazık ki kimse
sevmesede olmamış. Büyük adam yalnızca yaşını büyütmüş anlaşılan, oysa büyütecek
onca küçük tarafları varken. İnsanlığı büyütse ya, sevinci mesela, Müşvik bir
baba misali şefkati büyütse, iyiliği hoşluğu bir güler yüzü büyütse ya.
Sadakati büyütmeyen neyi ile övünsün, ölçüyü bilmeyenler yaşı ile övünsün.
Olmayanlar olmamış ey ahali duymayan da kalmamış, gidin deyi verin anasına
izinsiz alemde bir zerre iş mi görülür. Rıza aranmazsa bir işte daha ne
olasıymış ki defterin başına yazılacak, bu işin olmayacağı olmaz ise olmayanı
varmış o da rıza aranacak.
Yıllar yılları kovalamış geçmiş ömrün baharı yazı
yavrucuğum, kalmamış gönülde bir ahu nazar gün yüzü görmeden geçip gitmiş.
Annelik kolay işmi yaban ellerde tek başına, dünyada bağlanacak dört evlat tan
başka. Bir anne’ki çektiklerini aş etmiş sofrasına lokma lokma kimseye dememiş
açlığını, son yavrusu annesinin çektiğinden midir bilinmez bir tarafı eksik
doğuvermiş. Dayanmaz buna yürek dayanmaz oldu annem, bu dert yürekmi bırakır
bırakmamış bir tamem. Öyle bir anne düşünki acıyı şifa yapmışta ahireti için
kendisine şifa, hastalığı kendisi koysa ancak bu olurdu kendine deva. Doktorlar
isim verir sendersin ismine bir şey Allah bilir o dert nasıl bir
imtihan o nasıl bir şey. Devam edecek…
13 Kasım 2018 Salı
Kalbinizi Temiz Tutun Orada Rabbiniz Var
Şimdi yaşadıklarınızı değilde, Yaşamanız gereken ancak unuttuğunuz yaşamı hatırlayanınız varmı?
kısa bir hikayeyle başlayabilir miyim müsadeniz olursa,
"Hayata yeni başlayın çıplak ayaklı adam hayatını kendisi tanzim edecek alacağı kararlar bundan sonraki yaşam alanlarını doğrudan etkileyecekti. Yönünü ve Tarafını henüz belirgin hale getirmeyen çıplak ayaklı adam kocaman ormanda yanlız ve korumasız ilerlemeye devam ediyordu.
Kutsal Var edici onu hayata göndermeden önce yaşam alanını tanzim etmiş ihtiyaç duyacağı her zerre nebatatı yerli yerine yerleştirmişti. Güneş tabi hayatı olması gereken şart ve derecede ısıtıyor bitkilerin ihtiyaç duyacağı gıdayı hiç bir bedel istemeden sınırsız sunuyor, yağmur kendisine ayrılan süreyi en hakiki şekilde dolduruyor ve toprağın damarlarına kadar işliyor, sızıyor, doyuruyordu.
Çıplak ayaklı adam etrafına dikkatli, dikkatli bakıyor olup bitenleri anlamaya kavramaya çalışıyor bir taraftan'da hayatın içerisindeki yerini bulmaya gayret ediyordu"......
Mucahid Gökmen Şahin
Evet arkadaşlar böyle bir yazım var kendime sakladığım. Bir gün olgunlaştığına inanırsam sizlerle de paylaşacağım inşallah.
Bu gün bu hikayeden bir parçayı sizlerle paylaşmamın nedenine gelecek olursak, Yaşadığımız hayatı, içinde bulunduğumuz hali meşru kabul ediyor oluşumuz ve sanki başka hayatlar bakış açıları yokmuş gibi davranıyor olmamızdan. Lütfen hayal etmeyi ihmal etmeyiniz, kendi kendinize kaldığınızda hayatın şartları karşısında karamsarlığa ye'se kapılmak yerine daha iyisi mümkünmü? Bu içerisinde bulunduğumuz hayat alternatifsiz mutlakmı? gibi soruları sormak, onlara kıymetli cevaplar verebilmek lazım dostlar.
En basitinden içinizde başka Ülkeler gezmiş başka yaşam biçimleri görmüş idrak etmiş arkadaşlarımız mevcut onlarla görüş ve önerilerini paylaşınız. Göreceksiniz ki ne hayatlar varmış, ne düzenler kuruluymuş, ne yaşam biçimleri insanların tercihlerine amade kılınmış.
Daha ileri seviyelerde yaşamlar sergilenirken bazı bölgelerde ise daha geri kalmış yaşam biçimleriyle karşılaşacağız. Batıya yada doğuya ait olmayan "iyiliği" ne zaman talep edecek, hayatımızın tam ortasına yerleştireceğiz?
Daha ilerisi mümkün mü?
Mümkün elbete mümkün. Tekamülün sonumu var? Kötüye tekamül mümkün olduğu kadar İyiye, güzele, temiz olana Tekamül İnsanın en doğal hakkı ve yapabileceği eylemler içerisinde mevcut olmalı. Neye evriliyor insan? bu yürüyüş ne tarafa doğru tekamülünü devam ettiriyor?
Toplumların eylem ve davranış biçimleri sizleri yanıltmasın lütfen. En karanlık zamanlara ait tecrübi bilgiler Güneşe en yakın olduğumuz anlar olduğunu daha kaç kez müşahede edeceğiz? Toplumlar yönlendirmelere ve manipülasyona açıkken bireyler Ahlaki davranışlar sergileyebilir ve akarsuyun yönünü daha verimli alanlara çevirebilirler. Bu arada toplumlara koyun muamelesi yapılıyor anlayışından nefret etmeye hiç gerek yok, tarih bunlarla doludur. Abd'de gerçekleşen son seçimler hala bu eylemin alıcısının olduğunu göstermedimi? diğer önrekleride varın siz geçirin hafızalarınızdan.
Hadi şimdi Sakin ve Tedbirli olmaya davet edelim bir birimizi, Hislerimizle haraket etmek yerine Naslarla, delillerle haraket etmeyi tercih edelim. Temiz tutalım yüreğinizi kirletmeyelim olmazmı. Karamsarlık ve kötülük Müslüman yüreklere yakışır mı hiç? Hani şu başlığa eklediğimiz ilkeyi bir daha hatırlayalım mı?
Kalbinizi temiz tutunuz, Orası Rabbimiz'in sığdığına iman ettiğimiz yegane yer öyle değilmi. Eylemler, eylemlerimiz ne olacak dediğinizi duyar gibiyim! Eyvallah eylemleri temiz olmayan insanların kalpleri temiz olabilirmi hiç? Temiz eylemli insanlar temiz hayalli insanların yürekleri'de temiz olur unutmayın emi.
8 Kasım 2018 Perşembe
Tahammül'mü Anlayış'mı
''Tahammül edemiyoruz"
Neden dinlemeye, anlamaya yönelik çaba gösteremediğimizi düşündünüzmü?
"Haklılık,Doğru bilgi algısı!"
İşte bu dürtüler hepimizi etkisi altına alıyor ve ötekileştiriyor dışımızdaki düşünceleri.
Hakikatin üzerinde olduğunu düşünen bir zihin ön yargısız dinleyebilir anlamaya çalışabilirmi sizce?
Bunu test edebilirsiniz arkadaşlar, madde eksenli bir düşüncenizi edinir yada tazelerken nasıl tavır içinde olduğunuzu bir gözden geçirin. Birde İman ilkelerini ilgilendiren bir konuda bilgi edinirken sergilediğiniz tavrı bir düşünün.
Örnek 1) : Dünyanın döndüğü bilgisini, yada yuvarlak olduğu bilgisini edinirken neler yaşıyoruz?
Olasılık hesabı yapmadan eldeki verileri değerlendiriyor varsa resim görsel verileri ön yargısız dinliyor varsa soru ve kaygılarımızı gidermeye çalışıyoruz değilmi?
Örnek 2) : İnsan; Cennette yaratıldı ayetinin mealindeki cennet yeryüzünde yaratılmış arapçada bahçe manasına gelen cennet anlayışından haraketle yeryüzünde yaratılmıştır. Denildiğinde ise hemen ön bilgi devreye giriyor ve bunun olasılık hesabı yaılmadan yanlış bilgi uyarısı ile sizi uyarıyor çünkü daha önce ki edindiğiniz bilgi cennetin Allahın bizi tekrar yerleştireceği ve oradan çıkardığı cennet bilgisi rahatsız ediyor ve ya reddediyor yada ön bilgi ile dinliyoruz ki bu da anlama ve idrakimizi kapalı hale getiriyor
Örnek 3) : Yeniden bir bilgi edinsek ve bu bilgi de Dünyanın dönmediğini, yada yuvarlak olmadığını söylemiş olsalar, bu bilgiyede aynı ikinci bilgiye verdiğimiz tepkiyi verir olasılık hesalarını yapmadan hemen önbilgimizdeki eski bilgiyi hatırlamak suretiyle ikinci bilgiyi reddeder algımızı kapatırdık.
Bildiklerimiz belirli bir delile dayanıyor? yada biz böyle biliyoruz, duyduk mu diyeceğiz? Delillere ve Aydınlatıcı bir bilgiye dayanmayan düşüncelerimizden dolayı hesaba çekileceğimizi biliyormuyuz?
Biz böyle duyduk, bize böyle olduğu bildirildi diyorsanız size söyleyecek bir sözümüz yok, yolunuza devam ediniz, bizlerde devam edeceğiz, görelim yollarımız kesişecek'mi yoksa ayrı ayrımı seyir edeceğiz. Başarılı olmamızı diliyorum.
Ancak deliller dahilinde inanıyorsanız söyleyecek sözümüz, anlatacak şeylerimiz var.
Sizi dinlemeyenleri sizlerde dinlemeyin, sizi tahammül gösterip dinleyen anlamaya gayret gösteren kimseler dinlenilmeye layık dır öyle değilmi? Ben biliyorum, ben bilirim, benden başka bilen yok edasıyla bilgiyi çiğneyenle sakız daha çiğnenmez unutmayalım.
Bir saat, bir gün, bir ay sizi sıkılmadan dinleyen yürekli adamlarla oturun kalkın. Onlar sizin sahici arkadaşlarınız olabilir. Size tepeden bakan ve sizi eğitilmesi gereken cahil zihniyetler olarak görenle kim oturup bir bardak çayı paylaşır ki islamı paylaşsın.
Doğumuna şahit olduğumuz kuzularımız'a ayrı değer veririz öyle değilmi?
Ben sana bir "en'am" kadar değer veremiyorsam seni nasıl kardeşler olun emrine muhatap kılacağım. Muhammed'ül Emin kimin tavuğuna kış demişti ey can. Savaşın Ahlakını yazan Adamdı o, çocuğun ölümüne sebep kız doğması ise Annelerinizi öldürecekmisiniz? diye haykırmıştı o, Allah'tan gayrı yalvarıp durduklarınız Ayağımın altında dır diyen Kutlu elçidir o.
Bana Tahammül deme kardeşim, aklıma Resulü Ekrem Muhammed Mustafa'nın çektiği çileli günler düşüverir.
Neden dinlemeye, anlamaya yönelik çaba gösteremediğimizi düşündünüzmü?
"Haklılık,Doğru bilgi algısı!"
İşte bu dürtüler hepimizi etkisi altına alıyor ve ötekileştiriyor dışımızdaki düşünceleri.
Hakikatin üzerinde olduğunu düşünen bir zihin ön yargısız dinleyebilir anlamaya çalışabilirmi sizce?
Bunu test edebilirsiniz arkadaşlar, madde eksenli bir düşüncenizi edinir yada tazelerken nasıl tavır içinde olduğunuzu bir gözden geçirin. Birde İman ilkelerini ilgilendiren bir konuda bilgi edinirken sergilediğiniz tavrı bir düşünün.
Örnek 1) : Dünyanın döndüğü bilgisini, yada yuvarlak olduğu bilgisini edinirken neler yaşıyoruz?
Olasılık hesabı yapmadan eldeki verileri değerlendiriyor varsa resim görsel verileri ön yargısız dinliyor varsa soru ve kaygılarımızı gidermeye çalışıyoruz değilmi?
Örnek 2) : İnsan; Cennette yaratıldı ayetinin mealindeki cennet yeryüzünde yaratılmış arapçada bahçe manasına gelen cennet anlayışından haraketle yeryüzünde yaratılmıştır. Denildiğinde ise hemen ön bilgi devreye giriyor ve bunun olasılık hesabı yaılmadan yanlış bilgi uyarısı ile sizi uyarıyor çünkü daha önce ki edindiğiniz bilgi cennetin Allahın bizi tekrar yerleştireceği ve oradan çıkardığı cennet bilgisi rahatsız ediyor ve ya reddediyor yada ön bilgi ile dinliyoruz ki bu da anlama ve idrakimizi kapalı hale getiriyor
Örnek 3) : Yeniden bir bilgi edinsek ve bu bilgi de Dünyanın dönmediğini, yada yuvarlak olmadığını söylemiş olsalar, bu bilgiyede aynı ikinci bilgiye verdiğimiz tepkiyi verir olasılık hesalarını yapmadan hemen önbilgimizdeki eski bilgiyi hatırlamak suretiyle ikinci bilgiyi reddeder algımızı kapatırdık.
Bildiklerimiz belirli bir delile dayanıyor? yada biz böyle biliyoruz, duyduk mu diyeceğiz? Delillere ve Aydınlatıcı bir bilgiye dayanmayan düşüncelerimizden dolayı hesaba çekileceğimizi biliyormuyuz?
Biz böyle duyduk, bize böyle olduğu bildirildi diyorsanız size söyleyecek bir sözümüz yok, yolunuza devam ediniz, bizlerde devam edeceğiz, görelim yollarımız kesişecek'mi yoksa ayrı ayrımı seyir edeceğiz. Başarılı olmamızı diliyorum.
Ancak deliller dahilinde inanıyorsanız söyleyecek sözümüz, anlatacak şeylerimiz var.
Sizi dinlemeyenleri sizlerde dinlemeyin, sizi tahammül gösterip dinleyen anlamaya gayret gösteren kimseler dinlenilmeye layık dır öyle değilmi? Ben biliyorum, ben bilirim, benden başka bilen yok edasıyla bilgiyi çiğneyenle sakız daha çiğnenmez unutmayalım.
Bir saat, bir gün, bir ay sizi sıkılmadan dinleyen yürekli adamlarla oturun kalkın. Onlar sizin sahici arkadaşlarınız olabilir. Size tepeden bakan ve sizi eğitilmesi gereken cahil zihniyetler olarak görenle kim oturup bir bardak çayı paylaşır ki islamı paylaşsın.
Doğumuna şahit olduğumuz kuzularımız'a ayrı değer veririz öyle değilmi?
Ben sana bir "en'am" kadar değer veremiyorsam seni nasıl kardeşler olun emrine muhatap kılacağım. Muhammed'ül Emin kimin tavuğuna kış demişti ey can. Savaşın Ahlakını yazan Adamdı o, çocuğun ölümüne sebep kız doğması ise Annelerinizi öldürecekmisiniz? diye haykırmıştı o, Allah'tan gayrı yalvarıp durduklarınız Ayağımın altında dır diyen Kutlu elçidir o.
Bana Tahammül deme kardeşim, aklıma Resulü Ekrem Muhammed Mustafa'nın çektiği çileli günler düşüverir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Anne Kıymeti
Bir arkadaşım ziyaret için Ağrıdan zahmet buyurmuş gelmiş. Rahmet olsun kardeşimizin niyetine Rahmetin sahibi Allah (cc) zengin merhametiy...
-
Deniz kumu, deniz kızı kerpiç evler yıkılan damlar. En pahalı mezar hangi semtte satılır? Banyo dolapları meşe, yerler laminant. Otoparkı va...
-
Bir arkadaşım ziyaret için Ağrıdan zahmet buyurmuş gelmiş. Rahmet olsun kardeşimizin niyetine Rahmetin sahibi Allah (cc) zengin merhametiy...



