27 Aralık 2016 Salı

Yine İsmail Kılıçarslan Kardeşim ve Anlam kargaşası üzerine...

Ah İslamoğlu Ahhh

Bu başlığın altını dolduracak olsam, belki haftalar belki aylar süren yazılar yazmam gerekebilirdi. Ancak bunun yersiz ve Amacına uygun sonuçlar doğurmayacağını bildiğim için beyhude uğraş sayıyor girmiyorum.

Bırakın bir başkasını kendimizi eleştirmeye kalksak neler neler bulur, hangi tarafımız doğruki eleştirisiyle neler neler dökülmezmiydi dilimizden? Deveye gerçekten sormuşlarmı bilmem ancak görebildiğim hiçbir yerinin doğru durmadığı yönünde. Hatasız, yanlışsız, yamuk yumuk olmayanımız mı var. Ayna kullanmayı adet haline getirmişiz saçımız başımız için, kim nerede yanlış yapıyorum ben diye bakmış namazlardan sonra kaldırdığı ellerine.

İsmail Kılıçarslan kardeşimi yakından takip ederim kendisi de dostlarımda bilir sıkça örnekler verir dilini ve üslubunu methiyelerle anarım hoş sohbet toplantılarımda. Elbette fikir ve Dünya görüşü açısından farklı ve tezat anlayışları besliyor olmam buna engel teşkil etmez. Göz önünde duranlar daha bi incelenir ve daha bi büyüteç altında tutulur da gayrısı bu kadar meze yapılmaz sohbetin ardı sıra. Gerek İslamoğlu gerekse Kılıçarslan Kardeşimiz göz önünde duranlar olmaları hasabiyle ne dedikleri ve ne demedikleri enine boyuna konu edilir, kimi görüşleri beğeni toplarken kimi görüşleri eleştiriye açık hatta hakarete dahi açık hale gelir malesef. Toplumların aynı düşünmeyenleri olarak malesef farklılıklara açık, fikirleri bizim gibi olmayanlarla barışık değiliz. Kapalı toplumlar diye adlandırdıkları bölgelerde bu tür handikaplarla karşılaşıyor olmamız doğal belkide. Sabredeceğiz hep birlikte akıl sahipleri olarak, dengeli davranışlar sergileyeceğiz tüm olumsuzluklara rağmen örneklik teşkil etmekse maksadı ilahimiz.

Kimsenin tekelinde değil !

Ne sen ne bir başkası Temsil etmiyor Hakikati, Allahın halifesi fikrine inanmıyorsanız. Ki ben yeryüzünün Halifesi olduğumuz konusunda iman besleyen kardeşlerinizdenim. Beyan edebilir, görüş (meshep) belirtebiliriz. Fikrimizi delilleriyle açık edip bilinmesini temenli edebiliriz elbette.

Kırıp dökmek, basıp ezmekte neyin nesi !

Kuran-ı Kerim de düşündünüzmü bilmem Allah'ın bir üslubu göze çarpıyor "Dileyen İman etsin, Dileyen İnkar etsin" (Kehf suresi 29) Bu ne var dediğinizi duyar gibiyim. Bunu bir İnsandan duysanız belki önem atfetmez üzerinde durmaya bilirsiniz arkadaşlar ancak bunu bildiren haber veren Mutlak Varedici Allahımız olunca biraz üzerinde düşünmek gerekir. Sonuçları itibarı ile Kendi Hükümranlığı alanında Herşeyin Tek sahibi, Otorite sahibi bunu söylüyorsa mesele başka boyutlara taşabilir. Bizler evlerimizde dahi cocuklarımıza bu özgürlüğü tanımazken, Eşlerimizle olan Münasebetlerimizde bu özgürlük alanından mahrum iken, İş yerlerimizde iş arkadaşlarımızla olan diyaloklarda bu denli hoşgörü barındarmazken Yüce Var edici Rabbimiz ( Sahibimiz) Çerçeveyi ne kadar geniş tuttuğunu görebiliyormuyuz. Yine Sen "Kötülüğü en güzel bir biçimde savuştur"( Fussilet 34 ) şeklindeki hitaba muhataplar olarak bizler nasıl davrandığımıza bakmalı değilmiyiz?

"Olmak yada olmamak işte tüm mesele bu"

Sosyal medya kullanıcılarının duyarlı büyük kısmının sorunu bu olsa gerek. Benim de özelde karşılaştığım en büyük sorunlardan biri bu mesele arkadaşlar. Varlığımızın bi anlamı varmı? etkisi nedir? bize doğurduğu sonuçlar açısından terketmek mi daha faydalı? yokluğumuzda yerimizi dolduracak fikirlerin etki alanlarına ulaşması sonrasında bize ne gibi sorumluluk alanları oluşturacak ? zindanından çıkabilmiş değilim.


Bendeniz İsmail Kılıçarslan kardeşime akıl verecek yada meseleyi izah edecek konumda-seviyede elbette değilim. Yazıyı okuduktan sonra bu fikirleri özelde yazının içeriği açısından genelde ümmetin sorunları çözme kabiliyeti açısından sizlerle paylaşmak istedim. Eski alışkanlıkları bir türlü bırakmayan bırakmak ta istemeyen çoğunluğa inat, durup dinleyip kişileri değil düşünceleri eleştirmekten yana tavır alan birilerine destek, karşısındaki fikir ve kaba kuvvete köstek olmak hiç değilse dil (dilinizle) uzatmak isteği taşıyorum.

İki kızım da İHL ne gidiyor gittiler, Şikayetlerim elbette var dost sohbetlerinde paylaşıyorum. Sorunu ulu orta kimseyle paylaşma niyetinde de olmadım. Ben yükseklerde tanıdığı olmayanlardanım olsa idim onlarla özel sohbetlerde sıkıntılarımı konuşur çözümüne katkı sunup sunamayacaklarını mütala ederdim. Kime ne yetiştiriyoruz sorusu kimiz ve ne yapıyoruz la doğru ilişkili bir konu olsa gerek. Elbette herkesin bu yeryüzünde ideal besleme büyütme ve hayata sunma hakkı mevcut, kırmadan yıkmadan dökmeden. İslamoğlunun Yürek devletinde dediği gibi belki, yada İsmail kardeşimin hepimiz insani hislerimizi yaşatma hakkına sahibiz tv proğramlarında paylaştığı gibi. Mesele birazda ben daha iyi bilirim den kaynaklanıyor görebildiğim (hangi gözle baktıysam)

Sorunu var kabul edersek çözümü içimizde çözmek başlama noktamızı teşkil etmeli. Sorun varsa ve ben varsam Konuşabilirmiyiz? Konuşursak uygun lisan ile anlaşma ihtimalimiz varmı ? Neden olmasın?

11 Aralık 2016 Pazar

Terörün Dini, Dinin Terörü 2

Haksızlığı ve Zulmü Bayraklaştıranlar Kutsal ne varsa kullanır

Yazımızın birinci bölümünde bu dili kullanmıştık hatırlarsanız kıymetli arkadaşlarım. Bu gün İstanbulumuzda bir terör kahpeliği yaşandı ve 38 civanımız erken yaşta ahiret yurduna ulaştı. İmrenerek bakıyorum kardeşlerime üzülmek'de ne oluyor. Üzüntü duyacaksak kendi adımıza üzüntü duymalıyız, kardeşlerimizin Ailelerine sahip çıkamazsak, kardeşlerimizin canlarını verdikleri yurdum insanını huzur, mutluluk, barış içerisinde yaşanır bir belde kılamaz isek utanırız. Şahid'likleri kutlu olsun, Rabbim Rahmetiyle amellerini değerlendirsin İNŞAALLAH.

"Bir kavme olan kin ve öfkemiz bizleri adaletsizliğe sevk etmemeli" (ayet meali)

Kimler nelerden rahatsız olur, rahatsız olurda bunu kanla, vahşetle, zulümle karşılık verir. Hakikati ÖLDÜRÜR! İnsanı öldürür! Cana kıyar !

Hadi diyelim hiçbir öğretiden faydalanmadınız, bari hayvanlar alemine baksaydınız ? Baksaydınız da canlılar aleminde dahi vahşetin bu boyutlara ulaşmadığını hayvanların birbirlerini aç kalmadan yemediklerini yemek zorunda kalsalar dahi, doyduklarında bu hissi terk ettiklerini görseydiniz Aşağılık hayvanlar- Hayvandan daha Aşağı olanlar.

Bizler bu Hayvanlardan daha aşağılık olanlardan öğrenecek hiçbir şeyimiz yok, Kendi hamlelerimizi onların hamlelerinin üzerine bina edemez onlar gibi davranamayız, davranmamalıyız. Onlar hertürlü haksızlığı hertürlü Zulmü meşru görebilirler, bizler daha adil, daha fıtri davranmak zorunda kalabiliriz. Bu canımızı acıtsada, zor olsada böyle olmak zorunda çünkü bizler Ahiret inancına sahibiz. bizler İnanç kaynaklarımıza bağlı kalmak zorundayız. Bizi tutan birçok duygu ve Fıtrat var, bunlar karşımızdaki düşmanda olmayabilir! Bu tuzağa düşmeden davranışlar ve eylemler gerçekleştirmek ve hayatı yaşam alanlarını tanzim etmek zorundayız.

Yüreğimiz yanıyor. Kalbimiz bu acıya dayanamıyor patlıyor. Ne yapmalı? Yapılacak şey Zulüme zulümle karşılık vermek yerine, Zulmü ortadan kaldırmak olmalı dostlar. Zulüm İnsanlık için en kötü sonuçtur.

Zalim zulmü ile abat (uzun süre) barınamaz, bitmek tükenmek zorunda kalır bir şartla Karşısına Hakikati Rahmeti çıkarabilirseniz. Bir bulut gibi kaybolur gider, bu büyük eylemi gerçekleştirebilirseniz. İnsanlık Zulmün karşısına dikilecek ve Hakkı, Hakikati, Rahmeti savunacak bu dünyasını değiştirmesine neden olsada.

" Sizinle savaşanlarla misli (aynı oranda denk) ile sizde Savaşın (karşılık verin)" Ayet meali

Devletlerin kendisini koruma hakkı mevcuttur, Kişilerin değil. Ülkeler Hak ve Halklarını korumak adına kendisine karşılık yapılan Eylem ve Saldırıya misli ile karşılık vermekle yükümlüdür. Kişiler yada küçük birliktelik sağlamış guruplar Devlet, Ümmet, Kavimler gibi davranarak bu hadiselere karşılık veremezler.

Dinimizde Bu tür eylemler yok yada Dinimiz bu tür eylemlere onay vermez. Sözü yeterli değildir arkadaşlar, bu söz sadece sözde kalıyor dikkat ederseniz. Birçok hadise dinin yanlış anlayışları, dini yorumların kişilerin yada kurumların işine geldiği gibi yorumlanması sonucu ortaya çıkmıyormu? Ne yazıktır ki İslam dini gibi Huzur, Mutluluk, Barışı temsil eden İslam dahi buna alet edilebiliyor ve tahrip edilerek çıkarlar doğrultusunda kullanılabilmektedir. Varın siz gerisini hayal ediniz. Huzur, Mutluluk, Barış manasındaki İslam (SLM) dahi bu hale getirilebiliyorsa İnsanın kendi yaşam, tecrübelerinden meydana getirilen Diğer din (yaşama biçimleri) ler nasıl hangi amaçlara kurban edilir ve kullanılabilir. Sosyalizim, Kapitalizim, Demokrasi gibi İnsanlığın tecrübelerine dayalı yaşam formları malesef Hayat kitabı Kuran'ın önüne geçirilmiş ve İnsanlığı çıkmaza sürüklemiştir. Bu gün yaşadığımız sorunların kaynağı bu formları gerçek hayat kaynağının önünde değerlendirme hastalığından kaynaklanmıyorsa neden kaynaklanıyor olabilir?

Sevap kazanma aracı Kuran!!!

Yeryüzünü İmar için gönderilen İnsan bu görevini kendisini yaratan yaratıcı ve Rab (sahip) inden bağımsız kendisine özgü yerel kaynaklardan faydalanarak yolunu bulmaya çalışmaktadır.Oysa yanıbaşında Resul (Elçi) ve Kitap (Hakla batılı-doğru ile yanlışı belirleyen) duruyorken. Allahın Gönderdiği kaynağı sevap kazanma aracı haline getirdikten sonra sorunlarımızı birtürlü çözemiyoruz şikayetini anlayabilmek çok güç. Kurtuluş Reçetesi olarak sunulan kaynağı amacı dışında kullanarak, neden kurtulamadığından şikayet eden insanı nasıl uyarabiliriz. Allah İnsana Kitabı niçin indirmişti ? Nuska yapıp boynuna asması içinmi ? Okuyup sevap kazansın içinmi ? yoksa bizim bilemediğimiz başka bir sebepten dolayı mı ?

Şimdi belli bir konuda açık anlaşılır herkesin anlayabileceği ortak paydalar yoksa bunun yanısıra sarlar, gizli işaretler, yanlız birkaç kişinin çözebileceği gizemli şifrelerle dolu bir kaynağa inanıyorsanız sorunlarınızın başlangıcındasınız demektir. Küçük bir telefon icat ederken dahi aklını en az kullanan bireylerin daha kullanabileceği formda yapan insan nasıl olurda yaratıcının insana gönderdiği kaynak için bunun tersi mantığını doğru kabul eder.

devam edecek...

2 Aralık 2016 Cuma

Yanan Halepmi Yoksa İnsanlığımızmı. Halep Düşerse Savaş Benim evimde.

Irak ne kadar ıraktı, Halep kimin yurdu.


Kimse bilmez Biz kimiz, Nereden gelir nereye doğru gideriz biz. Bizi bir biz bilmeyiz de bilen bilir bizi, bilmeyen nereden bilsin bizi.

Şimdi adı Halep, dün Bağdat, yarın ? belki bizim köy, belki bizim ev, bilirmisiniz neresi ?

Hepsinin ortak paydası İslam ve İslamın değerleri bildinmi bizi ? Bağdatı hatırlamazmısın neresi bağdat. Şimdiki misafirlerini tanır bilirsinde geçmişte kim vardı kimlere ev sahipliği yapmış bilirmisin ?

İslam'a medrese olmuş Bağdat, İmana kalp olmuş Bağdat. Irak dedinmi ırak mı olur sanmıştın ? Şimdi sen Suriye dedin adına, Bildinmi kimler yaşamıştı geçmiş senelerde Memlüklüler kimdir bilirmisin sen? Suriye dedinmi şimdiki sınırları bilirsin'de İsrailinde içinde bulunduğu Mekkeyi içine alan bir harita gördünmü hiç sen bi memlüklülerin haritasına bak bir ara olmazmı ?

Hey gidi güzel günler hey, bindin bir At'ın terkisine ve çekip gittin ya bu toz dumanın ortasından. Kaldık çırılçıplak kimsesiz uluorta.

Kelemi Aslıyı biliriz de Halep'i bilmeyiz, keremi kendimizden sayarızda suriye neden el oldu ? Muhammed Mustafa (s.a.s)'e ihanetiyle meşhur muaviye suriyenin kötü talihinin başlangıcı da değildir sonuda.

Gördünmü, nerede İslamın izleri varsa tek tek özenle yıkılıyor. Bina bina, ev ev, cami caim, tek bir kerpiç üst üste bırakmadan hemde. Bir medeniyetin izleri siliniyor sanki yaşamamışlar sanki kurmamışlar. Oturmamışlar, yerleşmemişler, insanlığa umut olmamışlar, insana can suyu vermemişler, doğmamışlar, büyümemişler, gelişmemişler inandınızmı ?

Bize bu sınırları çizenler bizi bölmeyi planlamışlardı, biz bu sınırları kabul ederek neyi planlamıştık ? Neden kardeşimle arama sınır koymayı kabul ederdim ben. Neden toprağa biz çizgi çizer ve bunun gerçekliğine inandım ? Beni ayıran şey içimdemi yoksa dışımdamı kardeşim ? Ülkeleri ayıran sınırlar sadece toprağımı ayırır yoksa insanları mı ?

Kinleri neden ? Kızgınlıkları kime ? Bu kadar acımasız ve bu kadar gaddar olmalarının nedeni ne ?

Çocuklarımın üzerine bomba yağdırmak için taaaa uzaklardan kalkıp geliyor, bombasını bıraktığı yerde acıyı minicik bedenlerde anne sütüne katık eden yavrularımla tattırıyor hemde evinde çocukları olan anne babalar.

Akıl almaz, idrakten uzak.

Yaşamını, huzurunu, rahatını benim çocuklarımın üzerine bina eden bir İnsanlık anlayabileceğim kavrayabileceğim şeyler değil elbet. Benim yokluğumun üzerinden kendine mutluluk çizebilmek mümkünmü ? Benim ve çocuğumun yokluğu bir varlık doğurabilirmi sahiden ? Kalbi olan İnsan için canlıların ve hatta bir insanın ölümüne karşı duyarsız kalmak mümkünmü ?

Ne zaman öldü İnsan, kendi öldüğündemi yoksa İnsanı öldürmeye karar verdiğindemi ? Sen ölebilirdin, belki bir kaza belkide aniden bedenin sunduğu nimet sonucu. Ancak benim gibi bir İnsan'ı bir canı bir çiceği hatta öldürmeyi, kırmayı, koparmayı nasıl aklımdan geçirebilirdim ? Kendime yapımasını istemediğim bir şeyi ben başkasına yapabilirmiydim ? Düşünüyorumda kahretsin düşünmek istemem aslını merak edersen, hadi diyelim düşünüyorum nasıl olurda bile bile, isteyebilirim bu bombayı bu silahı kullandığımda bir can bir canlı yok olacak acı içinde, yanacak nasılolur. Allahım sen aklıma sahip ol.

Planlayıcılar kötü şeyler planlıyor, İnsan iyiliği fıtratını bir kenara bırakmış söküp atmış. Kötülüğü planlıyor hayata geçiriyor.

Çocuklarım, yaşlılarım, kadınlarım ölüyor öldürülüyor. Planlayıcılar kötülüğü planlıyor. Suçsuz günahsız insanım ölüyor. Kimsenin kılı kıpırdamıyor, sinama salonlarından izliyor. İnsanlık izlemekten başka birşey daha yapabilmeli, İnsani değerleri olanlar bu olanlara karşı birşeyler planlamalı.

Yanan Halep'mi yoksa İnsanlığım'mı ? Yanan yüreğim, yanan geleceğim, yanan hayalim belki. Umudum geleceğe dair. Artık daha az iyi ve güzel gelecek hayallerine dalıyorum. Kötülükler planlar yapabiliyor ve uygulamaya geçirirken ben iyi hayaller dahi kuramıyorsam ellerim yok, ayaklarım yok, aklım yok, fikrim yok demekdeğilmi ?

Bu gün değilse ne zaman ? Ben değilse Kim ?

İnsanlığın ihtiyacı olan İyilik ve Güzellik dolu toplumsal yaşam alanı yani kimilerinin cennet diye isimlendirdiği güzel yurtlar. Kim ihtiyaç duymazki ? Kim istemez, kim arzu içinde değildir. Peki neden olmaz, neden hayata geçirilemez uzaklıkta duruyor.

Kötülüğü kim ister ? Kim kötüyü bırakın içinde etrafında ister ? Kötü komşusu olsun isteyen biri varmı etrafınızda ? Kim kötü bir evlat olması ister yada bir arkadaşı veya bir eş isteyen olurmu sizce ?

Hayır. Kimse kötülüğü kendine yada yakınlarına yakıştıramazken bu kötülük nereden ve nasıl oluşur, ortaya çıkar, heryeri kuşatır. Kötüyü ve kötülüğü sevmeyen bizler bu kadar kötüyü ve kötülüğü nasıl oluşturur ortaya koyarız bilirmisin ?

Unutun şimdi bunları son olarak bir haber vermek istiyorum sana, bunu ciddiye al lütfen. Eğer bu savaşı durduramazsak bizi kuşatacak ve çocuklarımızı yakacak. Bizim eve bulaşacak ve bizim öz kimliğimizi etkileyecek. Biz olmayı başaramamış İnsanları kuşatacak ve senin de canın yanacak. Senin de çocuğun bombanın altında can verecek, eşine ve evlerine bulaşacak kardeşim. Yani canım kardeşim Savaşı uzaktan izlemek sana ve bana cana malolacak.

Hadi şimdi kötülüğü planlayanlara inat iyi ve güzel şeyler planla ve bana anlat bizi ikna et kardeşim. Hadi şimdi

Anne Kıymeti

Bir arkadaşım ziyaret için Ağrıdan zahmet buyurmuş gelmiş. Rahmet olsun kardeşimizin niyetine Rahmetin sahibi Allah (cc) zengin merhametiy...