7 Mayıs 2017 Pazar

AKIL NOKSANLIĞI

Allah akıl Noksanlığı vermesin'miş.

Allah kime akıl noksanlığı verirde diğerine vermez? Verdiğine neden verirde vermediğine neden vermez? Siz böyle bir Allaha nasıl inanırsınız?


Sizi bilmem, ben Adalet sahibi bir Allaha inanıyorum arkadaşım. Sebepleri, şartları kendisi hazırlamıyor dikkatli okuduğumuzda. Hayatın tüm geçmişiyle (soy, ağaç, gen) değerlendirilmesi açısından, coğrafik, toplumsal, toprak ve etnik geçmişe eğilim göstermek gerekmiyormu?


İnsanoğlu etkileşim gösteren, edilgen bir varlık, yediğinden, içtiğinden, güneşten, fırtınadan, yaşam alanlarından etkilenen bir varlık. Bunu birde Ata-Ana gen geçişleriyle birlikte düşündüğümüzde zamanla toplumların nasıl etkileşim ( dikkat ederseniz evrim dememeyi tercih ediyorum ) gösterdiğini, değiştiğini  gözlemleyebilirsiniz.

Küçük bir örnek verilmesi gerekirse insan vicut ısısı bu konuda araştırılmalı geçmiş ve bu gün farkı gözlemlenmelidir. İnsan daha önce bina içlerinde yaşamadığı için vicut ısısı daha alt sevyelerdeyken şuan ev-korumalı binalarda vicut ısılarını tutuyor. 

Çokmu bilimsel oldu? tamam çıkıyorum.


Tarihsel ve Toplumsal değişiklikler geçiren İnsan, Ruhsal ve Akli değişikliklere maruz kalmadığını söylemek, düşünmemek en iyi ihtimalle az düşünmekle suçlanabilir. " Hiçmi Aklınızı kullanmıyorsunuz ?" suçlaması kimin için Nazil oldu? Bitkiler için mi? Hayvanlar içinmi? Peki Ya " Düşünmeyenlerin üzerine Pislik boca ederiz" sözü kime hitaben söylenmiş ola ? Elbette Aceleci ve Cahil İnsanoğlu için. Adem, Nuh, İbrahim, Musa, Muhammed ( Salatü selam Hepsinin üzerine olsun) Dününce dünyamızın Piramitleri değilmi ? Sıçrama Noktalarımız değilmi ? ne zaman ki İnsanlık düşünmeyi aklını kullanmayı bırakıp, gevşekliği ( cıvık) tercih ettiyse Allah akıl daneleriyle "Toplumlara" müdahale etmedimi? Gidişatı tersine çevirmedimi ? Yeniden Düşünmeye, Akletmeye, Doğru ve Anlamlı olana İletmedimi ? Tüm bozukluklarda bir beyinsizlik-aklını kullanmama hali görüyoruz.


 Tüm Müdahalelerde ise Bilinçlilik hali, İdrak durumu, Kendinde olma (sekaratın Zıttı) hali olmadığını söylemek nasıl mümkün olabilir. Ta işin başında İblisin yanlış zihin okumasıyla başlayan serüvende neyin daha hayırlı neyin daha aşağı olduğunu belirleme eyleminde dahi düşüncesizlik ve eşyanın hakikatini görmezden gelme seziyormusunuz? 

Oysa Aklını kullanan birey neyin yada kimin daha hayırlı (yüksek seviyede) olduğunu belirleme yetkisinin kime ait olacağını bilmesi gerekirdi. Hisleriyle değil Bilgiye dayalı karar verme yeteneğini geliştirmesi gerekirdi. ( Ayette Emir secde et emriyle gelirken, emri veren unutulup indirgemeci mantıkla kime? niçin? secde edeyim şeklinde tezahür etmiştir)


Bazan Aklını kullanmak bağımsız zihin eğzersizliği ile karıştırılıyor ve düşünme eylemi bağlamından (akıl-bağ) koparılıp deneyselliğe mahkum ediveriliyor. Bunun sonucunda da geriye dönük


_ Bakın akıl-düşünme insanı ne hale soktu?


sarmalı ile bumerank gibi dönüp insanı vuruyor. Doğru ve Kaynağa bağlı düşünme yetisini çoktan keşfetmiş İnsanın bu hatayı Maharet sayarak toplumları ve İnsanları Kirli emellerine alet etmeleri yürek acıtıcı bir durum. Kötü yola düşmüş yada düşürülmüş kız çocukları  nedeniyle kız çocuklarını diri diri toprağa gömen Bedevilerden ne farkınız kalır. 

Bağ kuramamış bir beyin eğzersizinin düşünme eylemi gerçekleştiriyor olma ihtimali, fırtınalı bir okyanusta küçücük bir sandalla yol alma eyleminden farkının olmadığını düşünüyorum. Düşünüyorum öyle ise varlığımı Allaha borçluyum. 

Düşünebiliyorsam sağlıklıyım, sağlıklıysam Allah'a borçluyum. Fıtri bir eylem olan düşünme melekesi yine fıtri bir eylem olan tabi-doğal olanla arasında bir bağ kurmayı başarmış olması beklentisini doğurur. Siz doğal ve Tabi kalabilmiş Kainat Ayetlerini incelediğinizde öze ilişkin faydalı sonuçlar çıkarırken, Kapitalizim aynı şeye bakıp dünyayı üzerindekilere zehir edebiliyor. Güçlünün yaşam hakkı, güçsüzün yenilgiye mahkum edilmesi doğal ve tabi olarak isimlendirilip öyle ise bizde yaşamda güçlü ve zayıfa yaşam hakkı tanımamalıyız alçaklığını gösterebiliyor.

 Ülkemizdeki Tabi Kaynaklar bakanlığının ne iş yaptığını bilmiyoruz ancak aslında ne yapması gerektiğini biliyoruz. Tabi ve Kaynak teşkil eden herşeyi yerinde ve içeriğine uygun bırakmak, dikkat kullanmak değil bırakmak, bozulmasının önündeki engelleri kaldırmak. Dünyada bu böyle işlemiyor malesef, nerede bir tabi yada kaynak varsa kullanıma açılıp çıkar ve menfaatine uygun sömürüsü sağlanıyor maaşallah. Eşyaya bunu yapyanlar İnsana ve onun Aklına yapabileceklerini isterseniz bir düşünün.
Yokluğunu çektiğimiz önder fikir ve önder insan hazinelerinin bizlere ne kadar uzak düştüğünü yaşam alanlarımıza bakarak ortaya koyabiliriz. Alabildiğine sürü psikolojisi, Alabildiğine gücün yanında yer alma hevesi bizleri bakalım nereye ve neye hapsedecek.


Mantığın bittiği yerde Zorbalık, despotizim, Zulüm başlar, başlıyorda. Unutma ey çocuk biri gelip seni düşünmeyecek sen kendini düşünecek, Toplumu Kurtaracaksın, aynı batının elinden ülkesini çekip almaya çalışan ..................................... gibi. 

Yoksamı ? Batılın, Bağsızın peşinde koşup durursun cocuk.
Allah kimseyi akılsız bırakmaz da, sen Kendine ve aklına mukayyet ol. Hadi Aklını Hakikatin Rehberine Bağla. Bağlada bağlarından kurtul, Kullara değil Var edene 

                                                                      "Kul" ol