Oy,
Uzun süredir kaleme almayı düşündüğüm bu yazıyı şimdi
yazmalı.
80 leri hayal
meyal hatırlıyorum, 10 yaşımda Ankara’nın kara gecelerinde Çankaya da denk
gelmiştim Devlete; Elinde silahıyla bana doğru can havliyle koşan Devlet
Düşmanı Komüniste kurşun yağdırırken, kurşunlardan birinin bana isabet edeceğini
hiç aklına getirmemişken.
O gün Devletle tanışmanın verdiği ağır yenilgiden sonra 90’ları kendimi aramayla geçirdiğim. “
Düşman ” arayışları, içimizde kopan fırtınaların savurduğu gençliğim.
Ülkemde bir arayışın içindeydi anladığım, sağa sola
yalpalıyor kendi evlatlarıyla dahi savaşı göze almış görünüyordu. PKK’mı birinci tehditti yoksa İslam mı? Asker sınırlarını kışlanın
içinde mi tutacaktı yoksa tüm vatan toprağı askerin savaş alanı ilan edilebilir
miydi? Ekonomi nasıl ve nereye yüzün dönecekti; Serbes piyasa ekonomisi New Kapitalizmle
tanışıyordu. Ardından tüm bu çalkantılara Tanrı yer yüzü hareketliliği yasası
ile dur dedi.
2000’lerin hemen
başında benim için ilginç bir şey oldu “ Şeker Brezilyada daha ucuz” öyle ise
ekmek yerine satın almak daha doğru kabul edildi. Borçlar ödenemiyor, maaşlar
yatırılamıyordu. Koalisyonlar bir yılı zor doldurur olmuş Vatandaş sürekli yeni
bir tercihe zorlanıyordu yada bize öyle söylenmesi gerekiyordu. Halklar Sağı Solu denemişti ama İslami
denememişti, Milli görüş gömleğini yeni çıkaran kara yağız bir delikanlı
okuduğu bir şiir nedeniyle girdiği mahpustan yeni çıkmış, batıdan aldığı onayla
umut olarak pompalanıyordu yurdum insanına.
Her köşe başı bir arpalık halinde Beyaz Türkler tarafından talan ediliyor, bankaların içleri bu
vatanın “ Öz” evlatlarına peşkeş çekiliyordu. İslamcılar sağda solda ancak
temizlik yapabilir, belki okur dirsek çürütürlerse memuriyeti kazanabilir,
örtülü yada sakallı değillerse iş bulur çalışabilirlerde.
Taşlanmış ve kovulmuş
İslamcılar dernek, vakıf, cemaat gibi yapılanmaların içlerinde kendilerine yer
buldu. Ve korkulan oldu. İki sıfır sıfır iki’de Takım elbiseli kravatlı,
yanında okumuş ve anlı secde görmüş adamlarıyla iktidar el değiştirmişti. Devlet el değiştirmişti, yörünge kaymış
ağırlık merkezi İslamcıların eline geçmişti. Yoksullar, itilenler,
örselenenler, köylüler, kaba saba insanlar, cahiller, örtülüler, sakallılar, çobanın oyu ile iktidarı ve devleti ele
geçirdi ve bir daha hiç gitmedi.
Ne oldu sonra, parayla karşılaştı. Kazandı yada kaybetti
diye bakmazsan sermaye el değiştirmişti. Artık büyük büyük işleri onlar
yapıyor, malı onlar götürüyordu. Jiplere onların kızları biniyordu hem de baş
örtüleriyle. Cemaatler yükseliyor
mal, mülk ediniyor mercedeslerle geziyorlardı. Anlı secde görmüş evlatlarımız
en yüce yerlere yerleşiyor, dergilerimiz, gazetelerimiz basılıyor özgürce
dağıtılabiliyordu. Özgürlük naraları atarken büyük bir gürültü koptu. Dur diyen
bu kez Tanrı olmayınca Vatandaş tankların önüne yattı. Beslediğimiz,
büyüttüğümüz karga gözbebeklerimizi oymaya niyetlenmişti. Neyseki Elindeki rakı
şişesini masanın üzerine koymayı başaran yurdum insanı sağduyu sahibi çıkmıştı.
Korkulan olmadı ve yerinden oynatılmaya çalışılan dava taşı gediğine
uturtulmuştu.
Neyi tartışacağız? Sen yerken, içerken, Parislerde gezerken iyi, ben yerken içerken, hacca giderken kötü öylemi?
Bırakın bu boş lafları azizim. Zenginlerin adı değişti,
sizin zenginleriniz, bizim zenginlerimiz, onların zenginleri. Sizin
adamlarınız, bizim adamlarımız, onların adamları. Sizin çevreniz, bizim
çevremiz, onların çevresi ve ahalisi.
İnsan bu, bir çiğne et parçası, çiğ süt emmiş unutkan bir
varlık işte. Sen bakma şimdinin “ Çalıyorlar”
ağıtlarına. O zamanda çalıyorlardı, Hırsızlık iyidir demiyorum, çalında
demiyorum, ya ne diyorum? Bunlar var ya bunlar kendileri çalamadıkları için bağırıyorlar diyorum. Yoksa hırsızlık kötü dür demiyorlar sen yanlış
anlıyorsun diyorum. Kendileri yiyemiyor karın ağıları ondan diyorum. Sen
zannediyorsun ki senin davanı güdüyor. Kendi çocukları, kendi yandaşları
yerleşemiyor eskisi gibi en güzel yerlere bağırışları ondan. Dertleri Hak,
Hukuk, Adalet değil diyorum, biliyorum. Ben mi ne diyorum Hırsızlık kötüdür
diyorum. Ben çalmadım, ben kayırmadım, ben yemedim o yüzden bu kadar açık
yazabiliyor, konuşabiliyorum.
Ateş yakmayı, yemek yemeyi, örtünmeyi öğrendi İnsan.
Şimdi sırada ne var hiç düşündün mü?
Tecrübeyi bilenler bilir, 80 leri yaşayanlar, 90’ları
yaşayanlar ya 2000’ler! Elinde test edeceği, götürüp vuracağı bir mihenk taşı
olmayanlar ne yapacak? Sana bana mı soracak, hayır. Yazı tura atacak, kim iyi manipüle
ederse ona koşacak. Kim iyi kemik sallıyorsa onun kapısında yatacak. Yeni bir
düşünce geliştirecek, bilinç üzerinden bir karar verecek.
Neyle kıyas etsin belki Batıyla!
İyide kıyas kabul etmez ki. 300 yıl
önce yarışa çıkmış ve kendisini ters yüz etmiş bir batılı toplumla daha dün
köyünden gelmiş ve birlikte aynı apartmanda yaşamaya başlamış birini nasıl
mukayese edersin. Henüz balkondan işeyen,
halı silkeleyen, hayvan yetiştiren bir milletiz bizler. Elma dersem çık armut
dersem uygulamadan usta çağırmayı alışkanlık edinemeyip tanıdığının bildiğinin
yönlendirmesiyle ilaç alan bir milletiz biz.
Yokluğu ben bilirim
bizim mahalleliler, varlığı müteahhitler.
Şimdi ne yapacağını sen bul kardeşim. Sana ne yapacağını söylemeyeceğim Özgür
ve Aklı başında birine yol göstermek en hafif tabirle eşeklik olur bizim
mezhebimizde.
Ama bir nasihatim var tutarsan. Gördüklerinle hareket etme
sakın, göz neyi görebilir ki iyi düşün, derslerden hatırla; varlık alemine
ilişik şeyleri görür göz. Duyduklarınla da hareket etme, yine yanılırsın. Kulak
neyi duyar; Yalan duyar, aldatma duyar, hırs duyar, makam mevki, şehvet, para
duyar. Soğan kaç lira olmuş, Ev ve araba fiyatları, Emekli maaşı, askeri
ücretle ne kadar et alınıyor. Seccadenin kimin ayağının altında olduğu ile
ilgilenme, din bezirganlarından uzak dur. Allahın varlığı yokluğu ile sahip
çıkanı reddedeni seni doğru karar vermekten uzaklaştırmasın.
Sen Ülkeyi kime emanet
edeceğini düşün. Senin yerine kimin karar vereceğini belirleyeceksin. Yetki’ni
kimin daha iyi kullanıp Ülkeni daha iyi daha doğru temsil edecek lideri
belirleyeceksin.
Seni şurada kandırmaya çalışıyorlar sakın kanma. Sen bunu bilemezsin, sen doğru
karar veremezsin, etrafına bak, söylenenlere bak, vaatlere bak! Sakın kanma
sakın.
Sen doğru kararı verecek yaştasın, olgunluktasın kendine güven. Ekonomi, varlık, eşya,
mülk, servet, bunları bulur çıkarır edinirsin. Bu ülke ne yok zamanlar görmüş
yine yeniden bulur. Ama Ülkeni senin gibi yönetecek, temsil edecek birini ara
bul. Yok diyorsun duyuyorum, yaklaş o zaman. Bir tercih yapacaksın; ya yok diye
seçmeyeceksin, ya da ona yakın birine karar vereceksin başka yolun yok. Bu
yollardan bende geçtim deyip seni kızdırmayacağım.
Bu Ülke bizim, bu vatan bizim, bu vatanda yaşayan insanlar
bizim insanımız. Sahip çıkana sahip çıkacağız. Bizi düşüneni bizde düşüneceğiz.
Bizim için varını ortaya koyana bizde bir oy vereceğiz. Bunu sen bulacak, sen
karar vereceksin. Sonra senin benim kararımla başa geçmiş olana uyacağız. Ta ki
bir sonraki seçimlere dek. Hadi şimdi bu aciz yazıdan bağımsız sen daha iyi olanı düşün ve ortaya çıkar. Sana
güveniyorum.
Not; Anlatmaya çalıştığım konunun Parti ve Partilerle hiçbir
alakası yoktur. Bir parti yada partilerle ilgili tercih sunulmamıştır. Lider
üzerinden okuma yapmanı salık veririm.