Okuyucu
Okuyucu
Siyah kumaş pantolon, rugan ayakkabılarımla gecenin en karanlık vaktinde asfalt üzerinde yürüyorum, ayak sesimi duyuyor musun?
Sağımda pembe panjurlu bir ev, bahçesinde rengârenk çiçekler; Gül, sümbül, leylak, kokusu ulaşıyor mu sana?
Bir köpek havlıyor gecenin karanlığında, duvarlara çarpıyor sesi, geceyi çınlatıyor. Yokuş aşağı adımlarım hızlanıyor, denizin esintisi vuruyor suratıma, suyun kıyıyı şefkatle okşayışını görmüyor musun?
Çıkarıyor, iniyorum biraz daha kuma, suya iniyorum. Soğuğu saçlarımı besliyor uçlarına kadar. Vapurun gürültüsü duyulmuyor, ikisi de kol kola vermiş denizin ninnisiyle uyumuş olmalı. İki damla, göz çanaklarımdan süzülüp elmacık kemiklerimi geçiyor, bırakıyor çenemin altından beni. Köpeğin sesi kesilmiş, dalgalardan başka konuşan yok, kim çözecek mors alfabesini?
Ada
görmüyor gözyaşı döktüğümü, rüzgar fısıldamadıysa. Bileklerime kadar
boğulmuşum, iniyorum, su dudaklarımdan öpüyor, nefes alamayışım ondan değil.
“Yüzünde adi bir zafer ifadesi vardı”
Ada da gördü, ben de gördüm, köpek görmedi. Yazmadım sen görmedin. Yazdıklarımı gördün, ayak seslerimi, gülün kokusunu, pembe panjurlu evi, gözyaşımı.
Şimdi sen ağla, güle ağla, köpeğe ağla, denize ağlayan
adama. Terk edilişine sevenin, umut edilişine olmazların, kurulan tüm
hayallerime ağla ardımdan. Benden sonra hiçbir kitabı okuma, ayak seslerini
duymuyor, gül kokusunu almıyorsan. Gözlerini kapa, derin nefes al, içini
doldur, kitabı kapa.


<< Ana Sayfa