20 Kasım 2018 Salı

Bir Anne düşünün


Bir varmıymış bir yokmuymuş Allah’ın kulları çok muymuş, yokların sayısı çok varların derdi çokmuş. Öyle zamanlar ki yaşananlar yürekleri dağlar, öyle anlar ki yaşayının yüreğini dağlarmış. Günlerden bir gün imiş vakitlerden bir vakit, Henüz erken çok ama çok erkenmiş. Henüz 17 sinde bir kız çocuğu yaşarmış. Annemi? Öyle bir anne ki kendisi yavru iken uçmuş yuvasından, öyle bir anneki annesini koklamadan anne olmuş da yavrusunun kokusunda bırakmış çocukluğunu.

Kimse sormamış kendisine, ne ister kimi sever kime sunmuş yüreğini.  Verenler vermiş vereceğini alanlar almış kendisine ait olmayanı. Almış götürmüşler Yavrucağı daha rüyalarını bitirmeden, el işini bitirmeden, geleceğini işlemeden nakış nakış hülyalarda kurmadan yuvasını.  Hani az gitmiş uz gitmiş diye başlarmış ya uzaklara gidişin hikâyesi uz gitmişler de çok ama çok uzağa düşmüş yavrucağım,  giderken umudunu da almış yanına,  götüreceği bir kalbi varmış demek büyüdüğü topraklarda onuda almış yanına, hiç bir şey bırakmamış geride sevdiğinden başka götürmüş. Tüm umutlarınıda yanına almış onlara nasıl büyünür görsün diye, nasıl büyür görsün diye gitmiş ve batının soğuk yüzüne çarpmış Karadeniz’in hırçınlığını.  Her şeyini kendinle birlikte büyüteceksin yavrucağım her zerreni kendinle büyüteceksin, tüm iyi taraflarını, belki kinini ve hıncını büyüteceksin. Uyusunda büyüsün yavrum uyumuş uyuyamayan yanlarına inat, uyumuşta büyümüş küçüğüm kendi kendini büyütmüş.

Görmediği şefkati belki yuvasında görecek sınırsın umut öldümü. Öyle ya hayat bir ışık olmazmı yavrucuğum bir umut sunmazmı. Hep hak edene mi güler hayat, bizleri görmezmi, görmemiş ne yazık ki kimse sevmesede olmamış. Büyük adam yalnızca yaşını büyütmüş anlaşılan, oysa büyütecek onca küçük tarafları varken. İnsanlığı büyütse ya, sevinci mesela, Müşvik bir baba misali şefkati büyütse, iyiliği hoşluğu bir güler yüzü büyütse ya. Sadakati büyütmeyen neyi ile övünsün, ölçüyü bilmeyenler yaşı ile övünsün. Olmayanlar olmamış ey ahali duymayan da kalmamış, gidin deyi verin anasına izinsiz alemde bir zerre iş mi görülür. Rıza aranmazsa bir işte daha ne olasıymış ki defterin başına yazılacak, bu işin olmayacağı olmaz ise olmayanı varmış o da rıza aranacak.

Yıllar yılları kovalamış geçmiş ömrün baharı yazı yavrucuğum, kalmamış gönülde bir ahu nazar gün yüzü görmeden geçip gitmiş. Annelik kolay işmi yaban ellerde tek başına, dünyada bağlanacak dört evlat tan başka. Bir anne’ki çektiklerini aş etmiş sofrasına lokma lokma kimseye dememiş açlığını, son yavrusu annesinin çektiğinden midir bilinmez bir tarafı eksik doğuvermiş. Dayanmaz buna yürek dayanmaz oldu annem, bu dert yürekmi bırakır bırakmamış bir tamem. Öyle bir anne düşünki acıyı şifa yapmışta ahireti için kendisine şifa, hastalığı kendisi koysa ancak bu olurdu kendine deva. Doktorlar isim verir sendersin ismine bir şey Allah bilir o dert nasıl bir imtihan o nasıl bir şey. Devam edecek…