Elma'yı Sizde yedinizmi? II
B İ L G İ K İ R L İ L İ Ğ İ İ Y İ M İ?
Bilinmeyen yıllar varmış topraklarımızda eskiden, Dedem anlatırdı kitapların olmadığı yıllar. Bir bilenin yanına ulaşıp ondan bilgiyi dinlemek için uzun yolculukların yapıldığı yıllar. Dertli insanlarmış ki bu kadar mesafelere rağmen onca çileye rağmen öğrenebilme arzusuyla kalkıp, katlanıp ediniyorlarmış tasavvur edebiliyormusunuz?
Belki şimdilerde bunu idrak edebilmek zor ancak benim yaşadığım yıllarda mümkündü bu. Sonundan yakalamıştım eskimez zamanları. Mustafa Armağan ağabeyin anlattığı " Harf İnkılabında asıl maksat İslamsızlaştırmaktı" yazısını kolayca Hz. Google den bulup okuyabilirseniz ne yılların yaşandığı ve geçmişte bilgiyi edinme yollarımızlada tanışmış olursunuz azcıcık. Benim şahit olduğum yıllarda Çeviriler henüz başlamış, yayın evleri yurt dışından getirdikleri kaynakları üniversitede okuyan genç zihinlere dil bilgisi becerisiyle çeviri yaptırıp bakir alanlara sürüveriyorlardı. Nice büyük Bilginlerin kitapları küçücük dil bilgini öğrencinin elinde can çekişiyordu bilseniz. Neyse nerden girdik şimdi biz yokluk yıllarına, ne zaman kendimi kaybetsem yokluk çaresizlik yıllarında açıyorum gözümü. Özür dilerim...
Bilgiye açtı zihinler ama gözleri,gönülleri, kalpleri doluydu o insanların. Az biliyorlardı ancak bildiğiyle amel eden, bildiği gibi yaşayan insanlar'dı onlar. Ellerinde kara kaplı kitaptan başka bir şeyleri yoktu belki " mızraklı ilmihal" dışında, halleri ilimleri'ni aşmıştı. İki dip not tarihten bana kalan arayıp ta bulamayacağınız;
1) boynuzsuz koç boynuzlu koçtan hakkını alacak oğul. Kara kaplı kitapta yazıyor haa
2) koyun postuna girmiş kurtları çoban köpekleri hemen hisseder koyunlar haberdar değilken
Allah, Allah dediğinizi duyor gibiyim, bu kadar basit bu kadar yalın cümlenin neresini anlamayacakmışız gayette basit.!
Geçiyoruz, şimdi bizler bambaşka çağlarda yaşıyor bambaşka denizlere yelken açıyoruz. Herşeyimiz fazlasıyla var, mevcut. Herkesler her şeyleri biliyor, okuyor anlıyor, tartışıyor, öğrenip öğretiyor Maaşallah.
Duran su kirlenir, Akan su temiz olurmuş dostlar.
bilgimiz neden kirlendi diye düşünüyorsanız yukarıdaki ata sözü biraz yardımcı olur.
B İ L M İ Y O R U M.
Bu güzel, bu anlamlı ve içi dolu cümleyi kuramamanın çaresizliğini o gün genç ve taze zihinler karşısında öğrenmiştim. İyi de olmuştu hani
Çocuklar'dan biri elindeki bardağı eliyle çevirmeye başlamış sıkıntısını ve çözümsüzlüğünü bana hissettirmeye çalışıyordu sanki. Yüzlerdeki " sen ne anlatıyorsun be " ifadesini anladığımda çok geç değildi.
--- Tamam özür diliyorum. Kusura bakmayın az önce söylediklerim için söylenmemiş kabul edin.
Sustum konuşmadım, hiç kimsede konuşmadı bir müddet. Sonra bir arkadaşımız şöyle söyledi sessizliği bozmak için
--- Yani amacımız seni üzmek değil sözlerimizden dolayı biz de özür dileriz...
--- Hayır hayır siz neden özür dileyeceksiniz ben hata yaptım özür dilemesi gereken de benim ancak neden özür dilediğimi sormadınız?
--- Şöyle izah edeyim. " Bilmiyorum "
yüzler gülüyor, o anlamsız ortam kaybolmaya başlamış, daha sıcak ve eşit seviyede konuşma özgürlüğü sarıvermişti masanın etrafını Hissediyorum.
--- Bilmediğim bir konuda lafı eveleyip gevelemeye başladım oysa bilmiyorum diyebilirdim değilmi.
--- E tabi bilmiyor olabilirsiniz bizde bilmiyoruz zaten
gülümsediler, gülümsediler. Bilmediklerini onlarda söylediler'ya fark etmediler. Oysa masaya oturduğumuzdan bu yana her şeyi biliyor anlıyor olduğumuzu düşünmüyormuyduk her ikimizde.
--- Müsade edermisiniz ben kalkmak istiyorum!?
( evet bu yazının da sonuna geldik, birdahaki yazıda arkadaşlarla birdaha buluşacağız ve birlikte cevap arayacağız belki bize katılırsınız ne dersiniz? )



<< Ana Sayfa