Bana dokunmayan yılan kaç yıl yaşasın ❓
Atalarımızdan bazıları nedenlere dayalı olarak bazı kehanetlerde bulunmuş(atasözü) anlamlı, yerinde tesbitler yapmış.
Bunlardan bir örneği günümüze uyarlamaya çalışalımmı ne dersiniz?
Yılan tarih boyu kötülüğü, artniyetliliği, içten kötü emelleri barındıran simge şahsiyetler için kullanılmıştır.
Hırıstiyan gelenekte Ademi kandırıp cennetten çıkardığına inanılan varlığın yılan kılığında bir şeytan olduğu düşüncesinden tutunda bizdeki dedem korkut hikayelerinde kötülüğü simgeleyen Tekköze varıncaya kadar. Yani dostlar yılanın girmediği çuvar, vermediği kötü fikir kalmamıştır.
Peki durum bu iken aşağı yukarı tüm konularda iyi sağlıklı, isabetli sonuçlar çıkarmış atalarımız yılan konusunda daha isabetli ata sözleri sarf etmişken konu başlığını oluşturan sözde neden bu kadar çuvallamış olabilir?
Aynı çuvala giremediğimiz, düştüğümüzde sarılamayacağımız varlıkla bana dokunmadığı sürece baş başa sınır sınıra yaşana bileceğini nasıl düşünmüş olabilir.
Klişe bir söylem halinden fiili bir durum haline gelen " Dört Tarafımız Düşman" söylemi bu gün ne kadar reel gerçek duruyor değilmi?!.
Benim gençliğimde( hala öyleyim) bu söylemin sadece sözü vardı ama gerçekliği sözkonusu değildi. Bir yunan sorunumuz vardı ki dillere destan, hertürlü spekilasyon yapılmasına rağmen halklar kardeş gibi yaşarlar en ufak taşkınlık görülmemişti. Bizi arkamızdan vurduğu iddasıyla ötekileştirdiğimiz Araplar vardı ama suriyede ırakta enfazla akrabalık bağlarımızı geliştirdiğimiz halklarda onlar değilmiydi. Ah şu Farisiler ah. Osmanlı zamanından irandaki devrime hep arkamızdan iş çevirdiklerine inanılırdı. İçimize sızaccak ülkemizi ele geçirecek yada devrim ithal edecekler endişesi hep vardı ama Atatürk te dahil özal, Reis ilişkileri iyi tutmuş her iki memleketin insanıda birbirlerine sıcak ve candan davranagelmişlerdi. Her yaz hatsı sayılır turist irandan kalkıp yarı kutsal bildikleri konyaya Mevlanaya ve Antalyaya geliyor her gelen de ah bizim memleketimizde de bu rahatlık ve huzur sağlanırmı diye iç geçiriyorlardı.. Olduk olası Rusları sevmezdik, dedem rus harbini anlatırdı yapılan zulme şahittik ama gel görki bozulma dejenerasyonun kaynağı rusyaya olan bağımız her geçen zaman ileri sevyelere çıkmamışmıydı.
" Bana dokunmayan yılan ne kadar yaşasın? "
Katil devlet olursa! Zulmün devletler eliyle kendinden olmayanlar üzerinde en ağır şekilde uygulanması ne vakit başlamış kesin bir bilgiye sahip değilim ancak aklıma en uzak mısır medeniyeti ve Firavun lakaplı mısır kralları geliyor. Sonrası belki Cengiz hanın uygulamalarıda örnek verilebilir. Almanların Dünya Savaşları sırasında yada sonrasında Nedeni ve Niçini izaha muhtaç bir biçimde Fırınlarda Yahudileri Pişirmeye karar verdiklerinde bu zulme muhatap Yahudilerin kendilerine uygulanan zulme rahmet okutturacak bir biçimde Filistinlilere ve bölgeye uygulayacakları Zalimlikten haberleri varmıydı.
Yılan kendisini bir gerekçeyle kendisi için Kutsal sayılan topraklara atmış, Arapların tüm karşı koymaları, savaşları onu yıldırmamıştı. Arkasında kendisinden kurtulmak için tüm mülklerini vermeye hazır batılı çağdaş zihniyetli AB ni de almıştı ki kim tutardı artık, tutamamıştı da. şimdilerde Yeniden sınırlar ve sinirler çiziliyordu bilinçli zihinlerde. Araplar için uyuşturucu etkisi olan "Kabile'cilik" hastalığını en iyi dersine iyi çalışmış olan Yahudi bilebilir.
" yılanın başını küçükken ezeceksin"
keşke bu atasözünü işleseydik öyle değilmi bir iki cümleyle ne de güzel izah ederdik. Din kitaplarında İlmi hal bilgisi olarak anlatılan " Vadedilmiş Topraklar" inancını okul öncesi çocuklardan başlayarak Tüm eğitim kurumlarında sistematik olarak anlatıldığını düşünsenize!
Tanrının sizin için Toprak Reformu yaparak torpil geçip toprak miras bıraktığına inanan koca koca insanlar mustazaf İnsanları yerlerinden yurtlarından etmek, sırf bu inanç için gerekirse tüm insanlığı öldürülmek, hertürlü hukuksuzluğu, vicdansızlığı çoluk çocuğa reva görmek nasıl anlatılır nasıl izah edilir bilmemki.
Ah Kürt kardeşlerimiz ah nasılda denize düşmüşler gibi yılana sırılmışlar bir bakarmısınız, sanki bundan önce hiç bir kavimden kazık yememişlerde ilk kez insanlara güvenir gibi inanmışlar tabi sonu belli "kenarına bak bezini al" onlarda öğrenecekler yediği kazıkların toplamı haline gelecek elbet tecrübeleri.
Bizim Dokunmadığımız yılan etrafımızı sarıyor farkındamısınız ve dokunmazsak ta daha ne kadar kavrayıp saracak bu günden belli değilmi?
Şimdi tekrar yazalım bakalım bir anlam kazanacakmı şu meşhur Ata sözümüzü " Bana dokunmayan Yılan bin yıl yaşasın" mı?



<< Ana Sayfa