PARTİLER SİYASİ ALANIN ÖZNESİMİ?
Siyasi iktidarı ele
geçirmek ya da en azından ona ortak olmak amacıyla örgütlenmiş insan
topluluklarına siyasi parti denir.
Gönümüzde başka hâkimiyet alanlarından yoksun
olduğumuz için gözün görebildiği tek ve yegâne alan olarak sunulan ‘Partiler’
gerçekte siyasetin asli unsurlarımı?
Bu soruyu dahi şimdiye dek hiç düşünmemiş
yığınlarca insanın olduğuna eminim. Soru sorabildiğimiz kadar yetişkiniz,
yeterki soru sormaktaki maksadımız öğrenmek olsun, dağıtmak, karalamak,
parçalamak, ötekileştirmek maksadıyla yapmamış olalım. Tarih bilgimin çok az
olduğu gerçeğini sizlerle paylaşarak başlamak istiyorum yazıma, en sevmediğim
ders tarih dersiydi itiraf edebilirim.
Bir meselede de topraktan başlamasam olmaz.
Ne yani Aydınlanma dan başlamayalım mı
diyorsun? Toplumlar büyüklük küçüklük hâkimiyet alanları oranında etki
alanlarını geliştirmiş, gayrı'sına, dışındakilere anlayışlarını empoze etmeye
çalışmışlardır. Dinsel Tarih bilincimizle görebildiğimiz en eski hâkimiyetler
Nuh dönem lirinde, İbrahim dönemlerinde ve Süleyman dönemlerinde dahi dinsel
ağırlıklı anlayışlarla toplumları hizada tutma çabalarını görmekteyiz. Elbette
doğru ve Hakikat içeriği Resul-Nebi olan din bilginlerini toplumu iknada
Allahın İnsanlık için sunduğu-öngördüğü Din'i (yaşama şekli) ni hayata sokmada
başarılı ve başarısız olmuşlar.
İnsan kendisini ve çevresini geliştirmiş, toplumlar birlikte yaşama şartlarını gerek bağlı bulundukları kavimlerden gerekse hayata müdahale eden din bilginlerinden (Resul-Nebi) öğrenmeye, öğretmeye başlamışlar, sonuçlarını da birlikte yaşamışlardır.
İnsan kendisini ve çevresini geliştirmiş, toplumlar birlikte yaşama şartlarını gerek bağlı bulundukları kavimlerden gerekse hayata müdahale eden din bilginlerinden (Resul-Nebi) öğrenmeye, öğretmeye başlamışlar, sonuçlarını da birlikte yaşamışlardır.
Bu Siyasi alanların müdahil unsurları kimi
zaman Baskı, kimi zaman sevgi, kimi zaman sadece tavsiye üslubu ile insanları
yönetmişler. Tarihin her döneminde güç sahipleri gücü bir silah ve baskı aracı
olarak toplumun üzerinde kullanmış, az ya da gücü olmayan kabile, kavim,
toplumlar sindirilmiş, öldürülmüş, sürülmüşlerdir. Mısır medeniyetinden bize
yansıyan öğretilerde bu açık ve belirgin bir şekilde açığa çıkmaktadır.
Sonraları gelen İsa Resul toplumu geçmişte yaşadığı travmadan kurtarıp
düşünmeye sevk etmek için daha yumuşak ve ılımlı bir çizgi izlese de kendi
sonunu hazırlamış Allahın müdahalesi ile eziyetten kurtulmuştur.
Süreci
merhale, merhale takip etmeyeceğim. Batıya göçü İnsanlık tarihinin serüveni
olarak görenler kaçışı her zaman zulümden ve baskıdan kaçış olarak öngörmüş son
olarak Osmanlının hâkimiyet alanlarından kaçarak Asyanın batısı olan bizimde
Batılı diye tercüme ettiğimiz yöne doğru ilerlemeyi sürdürmüş Konstantiniyepolis’ten
Roma Yunan medeniyetine oradan da Aydınlanma çağına kendini yiyerek devam
ettirmiştir. Benim Batılı tanımlamalarımda mutlaka kasap reyonlarında İnsan eti
yiyen 16. yüzyılın izleri hak ettiği yeri almıştır.
Sen belki Batıyı 17. Yüzyılın Aydınlanma
çağıyla Tanrıyı saf dışı bıraktığı yerden başlangıç noktası kabul ediyor
olabilirsin! Unutulmamalıdır o sürece kimlerin nasıl taşındığını toplumun
üzerindeki Tanrı kılıcını kullananların tarladaki ürünün peşinde olanların
nasılını niçin ini aramadan bulmadan çıkmamalısın. Tanrı savaşlarında yenilen
Batı Tanrısının ölümünden bir şey çıkaramaman İnsan aklını öne alman olmasın
sakın!?
Gök Tanrının ölümü sorunu bitirmemiş, aksine yer Tanrılarının doğumuyla sonuçlanmıştır. Toplumları Akıl perdesi altında cücelerin yönetim şekilleriyle bağlama, boyunduruk altına alma, köleleştirme son hızla 18. Yüzyılı Osmanlının Lale devri çocuklarıyız biz şarkıları altında emek iş üretimle tanıştığı zamanlardan geçişiyle acaba Fransızca eğitim alsak kurtuluşumuza yol açar zihin karışıklıklarını doğurmuş olabilirmi?
Gök Tanrının ölümü sorunu bitirmemiş, aksine yer Tanrılarının doğumuyla sonuçlanmıştır. Toplumları Akıl perdesi altında cücelerin yönetim şekilleriyle bağlama, boyunduruk altına alma, köleleştirme son hızla 18. Yüzyılı Osmanlının Lale devri çocuklarıyız biz şarkıları altında emek iş üretimle tanıştığı zamanlardan geçişiyle acaba Fransızca eğitim alsak kurtuluşumuza yol açar zihin karışıklıklarını doğurmuş olabilirmi?
19-20. Yüzyıl batı aklının parlak yılları
olarak kayıtlarımıza geçiyor Sosyal, liberal, birey kavramları henüz bizim
kadar kullanıma açık değilken batı bu kavramları İnsan insanın kurdudur
ilkesiyle çiğnemeye öğütmeye başlamış, Tanrıya Kulluktan İnsana Kulluk
serüvenine yükselmişti. Karl Marx, Max Weber, Kant, Hegel, Platon gibi (Peygamber)ler
sahaya inmiş İnsanlık serüvenini Akıl-Mantık perdesinin arkasına takarak
Bireycilik çayırında otlatmaya götürmüş ve güzel otlaklarda daha semiz sağılacak
inekler haline getirmiş olmasın?
Şu hususun altını çizmezsek belki haksızlık
etmiş olabiliriz hissiyatıyla bu İnsanların çıkış mantıkları bu olmasa da
doğurduğu sonuçlar açısından değerlendirdiğimizde bu sonuçlarla karşılaştığımız
için böyle bir benzetme yaptığımın altını çizmek isterim.
Maddenin keşfi insanlık tarihi kadar eski olmasına
rağmen maddenin bireyin hakkı olduğunun keşfi bu aydınlanma cağının ürünü
olarak İnsanlık tarihine hediye edilmiştir. Daha önceki zamanlarda Toplumların
kullanım alanlarına ait olan Toprak, Maden, artık alınır, satılır, savaşlar
başlatır olmuştu. Başlangıcı olmasa da şekillenmeye başlaması bu akımların ağır
bombardımanı sonucu gerçekleşmiştir.
Toplumları adına bir kişinin kararı hiç de
gerçekçi ve adil değildi kimilerine göre, bireyler bir arada yaşam alanları
oluşturabilir, kendi egemenliklerini kendileri belirleyebilirmiydi? Aklını
kullanmayı başarabilenler kendilerini kimin yöneteceğine de kendileri karar
verebilirdi elbette. İnsan Tanrıyı öldürdüyse Kanun ve Kuralları da artık
kendisi belirleyebilir, iyiyi, kötüyü belirleyebilir bulabilir yasak
koyabilirdi, zor olmasa gerek.
Tanrıdan kurtulmuştuk ancak Tanrının yeryüzüne indirdiği Kitaptan henüz kurtulamamıştık, biran önce Kitaptan da kurtulmanın yolunu bulmalıydı İnsanlık. Özgürlük alanlarını kısıtlayan, yasak koyan, göklerden geldiğine inanılan Anayasa kitabı nasıl ve hangi gerekçeyle Raf'a Kaldırılabilir?
Tanrıdan kurtulmuştuk ancak Tanrının yeryüzüne indirdiği Kitaptan henüz kurtulamamıştık, biran önce Kitaptan da kurtulmanın yolunu bulmalıydı İnsanlık. Özgürlük alanlarını kısıtlayan, yasak koyan, göklerden geldiğine inanılan Anayasa kitabı nasıl ve hangi gerekçeyle Raf'a Kaldırılabilir?
İşin bu boyutunu anlatmaya başlarsam bizim mahallenin ileri gelenleri sinirlene bilir, kızabilir ve beni aforoz edebilir. Bu korku yüzünden çok içine girmeden yüzeysel geçerek mahalle baskısından kurtulmaya niyetliyim parmaklarıma söz geçirebilirsem.
Elbette çalışınca bu konuda da başarılı
olabilirdi İnsanlık ve öyle de oldu iyi ve kapsamlı çalışma ile Gök Tanrıdan
gelen yasa kitabı önümüzde ve elimizde durduğu halde Raf'a kaldırılmış oldu.
Kullanım alanlarından kaldırıldıktan sonra ellerinde tuttukları Arap harflerinin
bir işe yaramayacağını iyi bilenler tarafından ustaca planlanmış bu çalışma
yerli ve batılı Akıl sahipleri tarafından incelikle ve ustaca başarılmış olmalı
ki bizim mahallede kimsenin Ruhu uykusundan uyanamamıştı. Menfaat
perest’lerin çıkar ve menfaatleri doğrultusunda fincancı katırları
ürkütmedikleri gerçeğini göz ardı etmiş değiliz elbet.
Toplumsal ve Kamusal alanların işgali sonucu Kanun ve yönetmelik ihtiyacı Yerin bitirdikleri tarafından halledilir, üretilir, peydahlanır olmuştu artık. Gelişme çağındaki zihinler ihtiyaç belirlemede maddeyi esas aldığı için maddeyi yapı taşı olarak Yeryüzünü tutan dağlar gibi çakılmıştı Bireyin anlının çatına. İhtiyaçlarını gidermek için çalışmak zorunda kalacak olanlar bundan sonra yeryüzünde rahat dolaşamayacak canının istediği nebatat dan yiyemeyecek, istediği yerde konaklayamayacak, hayvanını, çoluğunu, çocuğunu istediği gibi besleyemeyecek, yolunu izini belirlemede icazet, ruhsat, pasaport, kimlik, gibi Muhtar'iye ye ihtiyaç duyacaktı.
Toplumsal ve Kamusal alanların işgali sonucu Kanun ve yönetmelik ihtiyacı Yerin bitirdikleri tarafından halledilir, üretilir, peydahlanır olmuştu artık. Gelişme çağındaki zihinler ihtiyaç belirlemede maddeyi esas aldığı için maddeyi yapı taşı olarak Yeryüzünü tutan dağlar gibi çakılmıştı Bireyin anlının çatına. İhtiyaçlarını gidermek için çalışmak zorunda kalacak olanlar bundan sonra yeryüzünde rahat dolaşamayacak canının istediği nebatat dan yiyemeyecek, istediği yerde konaklayamayacak, hayvanını, çoluğunu, çocuğunu istediği gibi besleyemeyecek, yolunu izini belirlemede icazet, ruhsat, pasaport, kimlik, gibi Muhtar'iye ye ihtiyaç duyacaktı.
Ha bu arada Sizin Muhtarınız Kim? bu soruyu ciddiye almayanlar için sorun yok
ama bir gün birileri kalkıp bu soruyu ciddiye alabilir ve bu soruyu Batının kaç
tane olduğunu bilmediğim yüzüne haykırabilir. Biz mi! henüz bundan çok uzağız.
Ümmet fikrini kaybetmiş zihinlere bireyin
haklarını arama noktası olarak sunulan siyasal siyasetler çıkmazı, partilerin
toplumları yönlendirme ve kanalize etme işlevi hakkında uzun ve sıkıcı bu
yazıyı kimlerin hangi mantıkla okuduğunu bilemeyeceğim. Tek çare olarak sunulan
bu çıkarımın tarihsel ve bir o kadar yüzeysel geçmişi hakkında biraz kafa
karışıklığı sunalım istedim.
Çok Partili Siyasal
Sistemler
Partilerin Siyasi alanları ve toplumları
doğruya yönlendirebileceği gibi, yanlışa da kanalize edebileceği gerçeğini şuan
yaşadığımız ülkede bir yerlerin haklarını savunduğunu düşünerek ortaya çıkmış
şu aralar izledikleri siyasetin bedellerini hak ettikleri şekilde ödeme
zamanlarının geldiği oluşumlardan da görebilir idrak edebilirsiniz. Toplumların
gözünün içine baka baka Yalanı meşrulaştıran ve Hak, özgürlük, barış gibi
kavramlarla hem toplumları hemde İnsanımızı yoksullaştıran, varlık amaçlarını
ortadan kaldıran cin fikirler bizi ne hale getirdiğini görüyoruz. Bunun
savunuluyor kabul görüyor olduğunu satın alındığını görmek dahi İnsanı derinden
etkilerken Kanarak İnanmış toplum fertleri için ne diyeceğimizi bilemiyoruz.
“Uygulanmış adaletsizlikleri Sihirbazın
sihirli mendili gibi asıl niyetlerini örtmek için kullanan Akıl-Mantık
tutucularına okus pokus yapmadan İşin aslını esasını gösterebilecek Musalara
ihtiyacımız var.”
Eyvallah Elimizdeki Harunlarla idare edelim
dediğinizi duyar gibiyim. Yetmez İçimizden bizim gibi kanlı canlı, yiyen, için
bir Musa çıkarmak şart bizden biri hadi hayırlısı.
Büyük Soru şu Bizi Kim Yönetsin?
Bu soru ilk önce şu çıkmazı
öngörüyor/doğruyor, İnsan Yönetilebilen bir varlıkmıdır?



<< Ana Sayfa