17 Kasım 2016 Perşembe

Reddiyem Tasavvuf Düşmanlarını Tanıma Klavuzu üzerine

Üzerime alınmamam gereken birçok konuda olduğu gibi bu konuda da aşırı hassasiyet göstererek tüm olumsuzlukları üzerime çekmek pahasına yazmadan geçemeyeceğim bu konuda öncelikle aşırıya kaçmamayı ve haddi aşmamayı Allah'dan temenni ediyorum.

Sadece ses tonu düzgün ve mikrofonik diye bir beşeri yüceltmek, doğa bilecek tüm sorunları da beraberinde kabul etmek manasına geliyor. Neden yazmak zorunda kaldığını bilemediğimiz bu konuda belli ki birileri tarafından zorlanmış ve asıl mevzu'uyu Fetö kılıfı altından izaha yeltenmiş. Bağlı bulunduğu yapının gelişen konjöktürde sızmaya çalıştığı alana başkalarının da yer bulmak için tırmanışından rahatsız olduğunu bilmeyen sağır sultan kalmadı. Ancak sportmenlik dışı sayılan belaltı yumruklarına girişeceklerin sinyallerini daha ilk günden itibaren hissettirmeleri manidar olmuştur. Her ne ise, bu asıl konunun Yani Devletin boşalan kılcal damarlarına sızma girişim ve gayretini bir kenara bırakarak benim için önem arzeden mevzuya geçmek istiyorum.

Yazısının 3. Kısmının bir kısmını içinde barındıran bir Kul olarak itirazım var Mikrofon bey; Hadi diyelim Tefsir okuyorum üzerime alınmayacağım, Sünneti ayırıp seçip kabul ediyorum üzerime alınmayacağım. Diğer konularda birkaç kelam edip mevzu hakkında birşeyler yazalım istiyorum.

Bay Mikrofon Yazısında aşağıdaki sözü zikrederek ithamda bulunuyor;

Kur'an apaçık bir kitaptır bize yeter derler: Bu başka yerde bir müslüman tarafından söylendi deseler dayak yemeye kadar varan sonuçlar dogurur, ancak bay mikrofon İslamın kıtmiri saysada kendisini Kuranın apaçık ve kendisine yeteceğini nedense kabul etmez.. Oysa İnandığı Kitabın sözlerini söylüyor olması malesef sarsmaz ve korkutmaz kendisini. Ne yazık yazık ki İmanının ilk ilkesi olan Kitaplara iman bölümünde kendisine İman ettiği kaynak kitabın Apaçık olduğu anlatılmamış, kendisine yeterli geleceği izah edilmemiştir. Şimdi bay mikrofonu uyandırmak, uyarmak banamı düştü? elbette hayır. Ben yazıyı okuyan anlamaya çalışan bu adamlar neler söylüyor diye düşünenlere karşı sorumluluk geliştirerek o kardeşlerime bir şeyler söylemek istiyorum. Değerli arkadaşlar bay mikrofonun bazı kesimleri kast ederek güya eleştirdiği cümle bakalım kime aitmiş.

"Elif, Lam, Ra Bu öyle bir kitaptırki Ayetleri Muhkem kılınmış hemde doğru kararlar veren ve herşeyin iç yüzünü bilen Allah tarafından Açıklanmıştır. 
Böyle olması Allahtan başkasına Kul olmayayasınız (ihtiyaç duymayın)  diyedir. Bende O kitapla size uyaran ve müjdeleyen kişiyim" Hud Suresi 1-2. Ayetler

Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2) (15/HİCR-1: Elif, Lâm, Râ. Bunlar kitabın ve apaçık bir Kur'ân'ın âyetleridir.)


Diyanet İşleri (22/HACC-16: Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler hâlinde indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini (dileyeni) doğru yola iletir.)

Diyanet İşleri (16/NAHL-89: (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.)

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) (29/ANKEBÛT-51: Sana indirdiğimiz ve onlara okunmakta olan kitap, kendilerine yetmedi mi? Bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve öğüt vardır.)


Belki böyle birçok ayet (işaret) bulabilirsiniz değerli arkadaşlar ben sizi fazla sıkmamak ve konuyu toparlamak için bu ayetlerle yetineceğim. şimdi. Kuranın ifadeleriyle Kitap açık hatta apaçık bir kitaptır diyorken bay mikrofon bunun bazı kişiler tarafından söylenen basit aslı olmayan sözlermiş gibi zikretmesi en hafifinden gaflettir .yaşadığımız toplum Hz. Muhammed (S.A.S) in yaşadığı dönemdeki eski alışkanlıklarına geri dönmüş Atalarının dinini sahiplenmiş olması hasabiyle ipin ucun çoktan kaçırmıştır. Meseleyi yeniden anlatmak ve suyu asli yatağına yeniden yönlendirmek için başlangıç noktası burası değildir. Konu önce ana hatlarıyla bilinmeli üst katlar temeller üzerine inşa edilmelidir. Yeterlilik mevzu'unu bu kadar yeterli görüyorum çünkü yanlış anlaşılmaya açık bir alan olduğu için bendeniz bunun bilinçli ve bir hedefe araç olarak kullanıldığını düşünsemde bu konuda sizleri yönlendirmek istemem.
Bay mikrofon devam ediyor ve aşağıdaki ithamı zikrediyor;

Tasavvuf ehlini, bir zata kudsiyet atfedip onun etrafında halkalandıkları için şirkle itham ederler. Bakalım bay mikrofonun bu sözünü kim söylüyor yine;

Diyanet İşleri (39/ZUMER-3: İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.)

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) (7/A'RÂF-3: (Ey insanlar) Rabbinizden, size indirilene uyun ve O'ndan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!)

evliya:Dostlar veliler diye çevrilen kavramın içeriğini yine kendileri  Allah ile kul arasına Kulu allaha yaklaştırsın diye koyduğumuz şeyin adıdır.Araplarda put olarak da isimlendirilir. Günümüzde kimse put mabud kelimesini evliya için kullanmaz hatta reddeder ancak konu hakkında bağımsız incelemelerde mabud/ put Kişiyi Allaha yaklaştıran şey diye adlandırılır konu hakkında Kuranda da müstakil ayetler vardır bir tanesini yazalım.

Diyanet İşleri (13/RA'D-16: De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan evliyalar (dostlar) (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir.”)

ayetin arapça metninde evliya kelimesi mevcuttur isteyen kardeşlerim bakabilirler. Sorunum kişilerle yada kurumlarla değil ayetin karşılığı eş eylem ve mevzu ile dir açıklamaya çalıştığım konu şirk müşrik meselesidir. kim dahildir kim yapmaktadır kim yapmamaktıdır onu benim bilebilmem zamdır.

Daha fazla kurcalayıp kin ve nefret biriktirmek istemiyorum dostlar, anlamak isteyen anlar bir ayetten, anlamak istemeyene ne anlatsak boş.

bay Mikrofon devamında şu cümleyi de söylemekten çekinmiyor kendi ifadesidir.

Allah ile aranıza kimseyi koymayın diye nasihatte bulunurlar. bakalım bu söz kime ait;


Diyanet İşleri (50/KAF-16: Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.)

Elmalılı Hamdi Yazır (7/A'RÂF-194: Çünkü Allahtan başka taptıklarınızın hepsi sizin gibi kullardır, eğer da'vanızda sadıksanız haydi onlara çağırın da size icabet etsinler)


Kıymetli kardeşlerim bu sözü izaha gerek duymuyorum utanıyorum Kitap baştan sona Allah ile kul arasında kimsenin olamayacağını. Allah ile birlikte kimsenin hak sahibi söz sahibi olamayacağını anlatmaktadır. Kitapta bunun dışında ne var? Birde Allah Şirki affetmeyeceğini kendisine denk bir düşüncenin olamayacağını anlatıyor. Şirk Allah ile aranıza koyduğunuz ise Allah da bunu affetmeyeceğine göre daha ne diyebilir neden bahsedebilirimki. Allah var ve ondan başka ilah yoktur. Allah kendisine ortak koşulmasını affetmez unutmayınız. Şeytan sizi Allah ile aldatmasın sakın. 

Bay Mikrofon kelimelerini şununla sonlandırıyor benim için, Mürid olmadan mürşit olabilseydi kendilerine bir tekke kurmakta behis görmezlerdi diyor; Mirid nedir ? Mürşid nedir? ya bilmiyor yada kelimelerin içini boşaltıp uygun kelimelerle doldurdukları için bu cümleleri kurmaktan başkalarına yakıştırmaktan kaçınmazlar. Muhatabım kendisi olmadığı için kardeşlerime yazıyorum bunları. 

Bakın bay Mikrofonun bağlı bulunduğu tarik nasıl izah ediyor.

Mürid: Mürşidinin karşısında ölü (meyyid hükmünde) gibidir, kendesinden birşey söyleyemez, kendisi birbilgili mürşidinden başka bilemez bildiremez. Mürşidinden tevbe alır ona bağlanır. Yapacaklarını ve yapmayacaklarını ondan öğrenir. Bana kalırsa bu Allaha karşı sorumluluklarımızı çağrıştırıyor. 

Mürşid: İrşad eden, Bilgiyi kendisinden önce yaşamış olan irşad edicilerden alır, ölmüş olsada hala Hz. Peygamberden ve irşad edenlerden bilgi alır ve kendesine bağlı olan kimselere bilgi verir. Onların tevbelerini kabul eder (aracı) kendisinden başka müridine kimse yardımcı olamaz. Bana göre Allah ta olan tüm özellikler bunlardır başkasına verilmesi düşünülemez.

Bay Mikrofon kardeşime gelince biz sizin Tarikinizden (yolunuzdan) uzağız. Tenezzül etmeyiz edersek Allahın bizi affetmeyeceğine inanıyoruz(Şirk). Sizin dininiz sizlere Benim dinim bana. 

Beni sabırla okuyanlara teşekkür ediyor, hakkı hakikati Allahın apaçık açıkladığına inandığımı, Ondan başka otorite görmediğimi, Ben ancak allaha ibadet eder yardımı da Allahtan beklediğime, tekrar ona döndürüleceğime inandığımı bildirir sizlere de bunu tavsiye ederim. Son olarak fetöcülerinde benim için tarikatlerden bir farkı olmadığını sayidi kürdi hakkında düşündüklerimi aynı Tarikat şeyleri için düşündüğümü bilmenizi hassaten rica ederim.